diğer herşey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diğer herşey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2010

Pablo Neruda' dan

Bir kez daha okumak, burada bulunsun istedim ileride Deniz de okusun, iyi hissetsin..
resim alakasız babamın resimlerinde rastladım Deniz 6 aylık, annem bana fal bakıyor 3' ümüzün de gözü merakla kahve fincanında neler söylüyor acaba canım annem..


ağır ağır ölürler..

Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar,
her gün aynı yoldan yürüyenler,
yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler,
giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler,
tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar,
beyaz üzerinde siyahı tercih edenler,
gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler,
bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar,
okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.

Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler,
kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler,
ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar,
daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden,
anımsayalım her zaman, yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.

19 Şubat 2010

Sobeler ebeler..

Başlık yanıltmasın beni bekleyen 2 tane sobenin içeriğini özetledim sadece.

Önce sevgili Başak' tan gelen çantanızı boşaltın sobe'si.
Deniz'in eşyaları ve benimkiler aynı çantadayken.
Eğer dışarıda uzun bir gün geçireceksek Deniz' in daha fazla ıvır zıvırı giriyor işin içine ve siyah koca sırt çantasıyla değiştiriyorum.
Onsuz dışarı çıkacaksam da -ki nadir zamanlardandır- eşyaları dışarı çıkar. Neler varmış neler,

Deniz' inkiler ıslak mendil, bez, 1er tane body, tshirt ve eşofman altı.
Minik oyuncaklar, deniz gözlüğü kutumun içine tıkıştırdığım oyun hamuru ve oyuncakları, etiketler, boya kalemleri. Meyva ve bisküvi.

Benimkiler de;
- not aldığım, listeler hazırladığım defterim ve 1 kalem
- cüzdan
- cep telefonu
- anahtarlar 2 anahtarlıkla beraber. Ateş'in Yeni Zelanda' dan getirdiği üzerinde kiwi kuşu içinde onun fotografı olan anahtarlığım, diğeri de Dilo' mun hediyesi Dubai develi anahtarlık.
- i-pod
- deodorant ve el kremi, vazgeçilmezim Nivea çilekli dudak koruyucum
- mendil ve içine pürel doldurulmuş minik şişe
- güneş gözlüğü
- küçük fotoğraf makinam, büyük makinayı alırsam sırt çantasını alıyorum
- su
- benim ve Deniz'in tokaları, bunlar hep çantadadır Deniz takar çıkarır takmak ister gene çıkarır böyle devam eder,
- vapur tarifesi
- kargo makbuzları
- tostçudan kalan ıslak mendil.. ve bisküvi kırıntıları.
Fotoyu çekene dek zor tuttuğum minik elin uzandığı da çantada sürünen ipod kılıfı.

Berna'cım sen de dök bakalım çantanı :)

İkinci sobe de sevgili Seren' den. Hayatınızdaki adamı çıldırtacak şeyler, 3 tane sanırım.
Bunu Ateş' e sordum Çin' e gitmeden önce. Ne yaparsam çıldırma noktasına geliyorsun diye, yok öyle birşey dedi. Bence bunlar var ama,

1. Bilgisayarından izinsiz bir program silersem ya da kurarsam,

2. Yıllardır dolapta duran yırtık pırtık deri ceketlerinden ya da dağcı çantalarından birini farketmez diye atarsam ve nasılsa aklına gelip kullanmak ister ve bulamazsa,

3. Telefon açtığında acelem var ama çabuk söyle diye lafı ağzına tıkarsam,

Ben de Burcu' ya ve Kırmızı' ya sorayım nedir yöntemleriniz?

Piyale Madra aklıma geldi ademler ve havvalar :)

16 Şubat 2010

Yeni..


Şimdiye dek şaka gibiydi sanki gerçekleşmeyecek.
Ateş' in bu akşam gidişiyle resmen süreç başladı.
O, sonraki uçağı beklerken ilk skype görüşmemizi bile yaptık.
Bundan sonrası nasıl çözülür bilmiyorum çok iş var beni bekleyen kafamda omzumda bir sürü düşünceler yükler endişeler..
Karar verdik dönüşü yok Çin maceramız başladı..
Bir ya da birkaç ayımız daha var Denizkızımla, babası yeni evimizi toparlayana dek.
Bir yanım hiç istemiyor ailem arkadaşlarım bu sulugözlülükle nasıl ayrılığa dayanırım diye. Diğer yanım da güzel olacak, birkaç yıl, yepyeni bir kültür yeni insanlar, bambaşka bir hayat tecrübesi diyor.
.
.
Hayırlısı olur umarım Deniz ve bizim için en doğru kararı vermişizdir.
Allahım lütfen bu hazırlık, alışma sürecini kolay atlatabilmem için bana güç ver ve tüm sevdiklerime sağlık..

8 Şubat 2010

Çok enteresan


Berna' dan bir sobe geldi hakkımda bilinmeyen 7 ilginç özelliği yazmam isteniyor tuhaf mı desek? Bu sobeler bir zamanki dönem ödevleri gibi oldu bana yapmam lazım diye kafamda hep ama elim de gitmiyor. Tembelim napalım biraz geç de olsa yanıtlıyorum Bernacım bak kaçmadım birazdan Dexter başlamadan bitirmem lazım bu ödevi :)

1. Fotoğrafta göreceğiniz antenlerim var benim :P
Yok saçlarım üzerine yazacağım aslında en uzun saçlı halimi bulmaya çalıştım 8 yıl önceki bu foto çıktı.
Saçlarımla dertliyim resimdeki bu uzun eski hallerini özler dururum bir daha da böyle uzatamadım. Neden, çünkü habire oynarım hiçbir kuaförü de sevemem. Buhranlı anlarımda vakit geçirmeyi hiç sevmediğim kuaföre gider kestirir katlı yaparım, bazen yanlar uzundur bazen kahküller boy boy olur. Hep hayalini kurduğum ise kıpkısa ya da upuzun saçlardır arası yok. Şimdi yine kestirdim kulak hizasında bir sonraki ne olur bilmem.

2. Hayvanları çok severim ama karafatmalarla aram fenadır. Nedense hep karşıma çıkarlar aramızda telepati var sanki. Özellikle sıcak yaz akşamları bu gece karşıma bir tane çıkacak derim ve çıkar. Elim ayağım buz gibi olur titremeye başlarım tansiyonum düşer görünce hele de kanatlı uçanlardansa. Bütün böcekleri elimle tutabilirim ama bu türler benim kabusumdur. Deniz yanımdayken karşıma çıkmasınlar ona da bu cins fobimi geçirmeyeyim diye dua ederim.

3. Restoranlardaki garsonlar beni pek sevmez. Çünkü yemek konusunda kıllık yaparım tost bile isteyeceksem on tane şey sıralarım özellikle turşu koymayın diye tekrar ederim. Çorbam soğuk gelirse geri aldırıp ısıttırırım.

4. Temizlik konusunda pimpirik yaparım özellikle banyo ve mutfakta. Geçen yıl bir gazetede evinizdeki en pis ve mikroplu yer küvetlerdir diye bir makale okumuştum her gün küveti ovmaya başladım neyse bu aralar azalttım sayısını.

5. Animasyon filmlerini çok severim tekrar tekrar izleyebilirim özellikle Pixar ve Disney. Ateş' le çıkarken sinemada Aslan Kral' a gitmiş, çişim geldi acıktım diyen cıvır cıvır anaokulu çocuklarıyla beraber filmi izlemiştik.

6. Deniz tutkunuyum deniz kokusu olmadan yaşamak istemem. Marmaris' te doğup büyümemin de etkisi büyük. Çocukluğum 10-12 kişilik çetemizle Marmaris İçmeler kumsallarında geçti. 4-5 yaşımdan beri yüzerim ve balık gibiyimdir. 9 aylık hamileyken havuzda dinlenmeden 1 km yüzerdim koca göbekle nefes nefese havuzdan çıkınca bana tuhaf tuhaf bakarlardı.


7. Spor yapmadığım zaman kendimi kötü yorgun hissederim. 2 yıldır bunu fena şekilde yaşıyorum. Heyecanlı sporları severim. Scuba dalış yapardım eskiden ara verdim çok özledim. Bungee jumping de yaptım ama deniz üzerinde yapılanına rastlamak isterdim. Çocuk olunca insanın risk alma olasılığı çok azalıyor ama heralde cesaret edemem.
Bu yaz da uzun zamandır isteyip fırsat bulamadığım yamaç paraşütü yaptım. Eskiden -Deniz doğmadan önce- haftasonları üşenmez sabah 7 de deniz kenarında alırdım soluğu koşmak için. Hatta Ateş beni tavlamak için bir sabah İzmir'in taa öteki yakasından gelip 7 de kapımı çalmıştı hadi gel koşalım diye.

Bu kadar, daha çok yazarım ya. Ben de henüz yazıp yazmadıklarından emin değilim ama Füsun, Nilay ve Seren 'i sobeliyorum neymiş sizin 7 ilginçliğiniz :?

27 Ocak 2010

Çocuk Esirgeme Kurumu

Sevgili Açalya çok güzel yazmış.

Ülkemizde Çocuk Esirgeme Kurumu gibi yardıma, bakıma ve sevgiye muhtaç binlerce çocuğun yaşadığı bir yer var ama ancak birileri hatırlatırsa aklımıza geliyor.
Hep gazete, TV' den öğrendiğimiz kötü olaylarla hatırlıyoruz bu kurumu malesef.
Kıyafetler küçüldü, zaten çok az kullandım yepyeni gibi ya da kullanmadıklarım da çok diyorsanız, çocuğunuzun artık oynamadığı sağlam ve temiz, nereye vereceğinizi bilemediğiniz oyuncaklar varsa her ilde bulunan ve bunlara çok ihtiyacı olan ÇEK yurtlarına verebilirsiniz. Bilgi almak ve her ildeki iletişim bilgilerine ulaşmak için resmi web sitesi SHÇEK.
İzmir Karşıyaka Çocuk Esirgeme Kurumu bizim buradaki, ben ilk fırsatta bir paket hazırlayıp gidiyorum.

Deniz'i yalnız büyütüyor olmasam ya da fırsatım olsaydı gönüllü annelik yapmayı da çok isterdim miniklerle oyun oynamak, onlara biraz olsun ihtiyacı oldukları sevgiyi, güleryüzü verebilmek için.

Çiçekli Mim


Sevgili Berna, Esra ve Elif 'ten geldi papatyalı blog dostluğu mim'i, çok teşekkürler..
Çok zaman oldu aslında ama tembel ben anca buraya yazabiliyorum şimdiye dek hepsi sahibini bulmuştur. Benden de tüm okuduğum ve bizi takip eden arkadaşlarıma gitsin.

20 Kasım 2009

Kitap

Bir "Kitap" mimi gelmiş sevgili Füsun'dan. Denizce'si "bipap" olan..
Başlayalım;

1. Şu an okumakta olduğunuz kitap/kitaplar, kısaca konusuyla?

Susan Striker Çocuklarda Sanat Eğitimi var elimde, arada okuyorum bakınıyorum.
Leyla Sakpınar Resimde Çocuklarla Keşfet 'e de eş zamanlı bakıyorum, adı üstünde ikisi de çocuklar ve resim/ boya/ oyun çalışmaları üzerine.
Paul Auster New York Üçlemesi 'ni de okuyorum, yıllar önce üçlemeden Cam Kent ve Kilitli Oda'yı okumuştum üçlemenin toplandığı tek kitap elimdeki.

2. En son aldığınız kitap/kitaplar?

Kendime Paul Auster New York Üçlemesi, Deniz'e Tübitak Yayınları'ndan Anna Milbourne Yağmurlu Bir Gün, Zaman, Karşıtlıklar ve Erdem Yayınları'ndan Pituki ve Bulut Bubi.

3. Şimdiye kadar okuduğunuz kitaplar içinde en çok sevdikleriniz?

Başta Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi serisi, keşke bitmeseydi.
Amin Maalouf okuduğum tüm kitapları Afrikalı Leo, Semerkant, Yüzüncü Ad- Baldassare'nin Yolculuğu, Tanios Kayası ve Doğu' nun Limanları.
Rowling' in Harry Potter' ları var bir de, fantastik hikayelere kitap ve filmlere bayılırım.

4. Bir türlü bitiremediğiniz, bitirseniz de sizi okurken illallah ettiren kitap/ kitaplar?

Elif Şafak Bit Palas, diğer kitaplarını tek seferde bitirirken bu çok zorladı beni aylarca elime aldım aldım bıraktım.
Richard Bach Hiç bir şey Raslantı Değil de var.

5. Elinizdeki bitince okumayı düşündüğünüz kitap?

Stephenie Meyer Twilight serisi.
Ya da çook önce alıp okuyamadığım Alain de Botton Statü Endişesi.

Ben de Berna' ya, Elif' e ve Pelin'e atıyorum topu.

22 Ekim 2009

Bir "mim" dir

Ne anlama geldiğini bilmeyen bloglardan uzak olanlar için;
Blog mimi: Blog sahiplerinin genelde kimin ortaya attığı bilinmeyen merak ta edilmeyen her konuda olabilecek sorular ya da beğeniler vesaire üzerine bir yazı yazılması adına birbirlerine topu atmalarıdır.

Füsun'cum beni mim'lemiş 8 soruda, teşekkür ederim işte cevaplarım;

1. Bloguna neden bu ismi verdin?

Derin anlamlar yüklü, gizemli, yaratıcı bir isim değil görüldüğü üzere gayet yalın ve basit, fazla üzerinde düşünülmemiş.
Benim bloglarla alakam çok yakın bir arkadaşımın bebeği doğar doğmaz yurtdışına yaşamaya gittiğinde açtığı bloguyla başladı. Başka bloglardan haberim yoktu sadece onu izlerdim o zamanlar.

Deniz'e hamile kalınca ve daha 2-3 mm 'ymiş diye haber verince başka bir arkadaşım "bebek k'nın 2 mm maceraları" ismiyle -bebek k: bebek kumbaracı- bana bir blog açmış hadi yaz diye tutturdu. İyi de yapmış ki bugünlere geldim önceleri ayda yılda 1 yazarken zamanla alışkanlık yaptı ve blog başında buluverdim kendimi çok zaman..

Eşim ve ben denizle ilgili herşeyi sevdiğimizden miniğin de adı gibi denizkızı olmasını hayal ettik özgürce.
Doğumdan sonra blogun adı "Küçük Denizkızı'nın Maceraları"na dönüştü.

Adı üstünde Deniz'in yaşadıkları var burada, arada da annesinden kesitler.
Kayıt tutmakta ve arşivlemekte çok başarılı değilim istedim ki kızımın daha minicikken yaşadıklarını, anlarını unutmayayım, fotoğrafları kaybolmasın, şehir dışında yaşayan ailem ve uzaktaki yakın arkadaşlarım Deniz' in büyümesini görsün, ileride belki ona çok saçma gelecek anne nelerle uğraşmışsın dedirtecek ama benim için çok değerli ilk dişi ilk gülüşü nereleri gezmiş neler görmüş nasıl tepkiler vermiş kayıt altına almak istedim. Arada sıkılıp bıraktım sonra gene toparlandım. Öyle edebi şeyler yazayım diye uğraşmadım zaten beceremem içimden gelen gördüğüm yaşadığım aklıma gelenleri yazdım.

Anne bloglarına kadına bak çocuğunun herşeyini kakasına varana dek yazmış diyenler de oluyordur elbet. Ama blog dünyasının bu kadar geniş olduğunu bilmiyordum içine girmeden de bilinmiyor zaten, bloglar sayesinde normalde belki de hiç karşılaşamayacağım hiç görmediğim insanlarla iyi arkadaşlıklar kuracağım onları merak edip takip edeceğim, hatta yardım isteyip dertleşeceğim aklımın ucuna gelmezdi.
Neden blog yazmaya başladın sorusuna cevap gibi oldu bu..

2. Blog yazarken star tribiyle istediğin, olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?

Deniz derin uykuda olacak, eşim eğer evdeyse onun da bilgisayarla uğraştığı ya da uyuduğu zamanlar olacak.
Güzel bir çay ve yanında kurabiye de olursa hiç fena olmaz.

3. En son satın aldığın garip şey?

Tchibo' dan inek alarmlı süt termometresi.
Isınsın diye koyduğum sütü sürekli unutup ocak temizlemekten bıktığımdan görünce buna hemen atlamıştım, birkaç ay oldu heralde süt taşma noktasına gelince inek bağırmaya başlıyor fazla kullanmadım aslında, bu kadar gerekli bir mutfak aletim olduğunu unutuyorum genelde.

4. Şeker gibi olduğun anlar?

Ne desem..
Değişiyor aslında ama genelde arkadaşlarımla akşam çıktığımda, çok sevdiğim bir arkadaşımla görüştüğümde, uzuunca kollarım ağrıyana dek yüzdükten sonra,
vee Deniz' le alt alta üst üste boğuşurken.

5. Arkadaşım artık sormayın şunları dediğin şeyler?

İş arıyor musun? Ne zaman başlayacaksın? Başlayacak mısın?
-İş aramıyorum ayağıma gelmesini bekliyorum istediğim zaman başlayacağım.
Evde bebekle sıkılmıyor musun?
-Evde bebekle niye sıkılayım sıkılacak vaktim mi var?

Hakkaten bunları sormasınlar artık.

6. Aynaya bakınca gördüğün?

Bir tanrıça.. Füsüncum ben gevşedim baya bu sorular karşısında bir adaya düşsem yanıma alacağım 3 şey için daha çok düşünmezdim.

Ne bileyim kendimi görüyorum aynaya bakınca işte. Ben, kendim, bizzat şahsım.. Bir de Deniz'i.

7. Kendini okutan blog dediğin?

Sade, göz yormayan, "dahi" anlamında kullanılan "de" yi ayrı yazan, yazım kurallarına uyan, doğal olan, ahkam kesmeyen, gerçek olan..

8. Bu blog sahibi/sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler?

Deniz kenarları, Bostanlı- Pasaport- Konak- Üçkuyular hattındaki vapurlar, çocuk parkları, çim alanlar,
kitapçılar, güzel tost yapan, iyi kahve ve kocaman dilim pastaları olan kafeler.

Ben de topu Kırmızı' ma, Nilsu' nun annesi Özlem'e ve Ada' nın annesi Umur' a atıyorum tutmak isterlerse..

21 Ekim 2009

Annemin gelişi


Annemin gelişi demek..

Tazecik Marmaris mandalinleri, adaçayı ve çam balı,

Yazlıkların yatak altına kalkıp kışlıkların gün yüzüne çıkması,

Perdelerin yıkanması evin mis gibi olması,

Beni bekleyen minik bir ütü tepesinin ortadan kalkması,

Evdeki üşengeç ve el becerisinden yoksun hatun kişinin yapmadığı yırtık söküklerin onarılması,

Deniz'in yüzünde güller açması "annanne! annanne!" diye tezahüratlarının sıklaşması,

Sadece Deniz'in seveceği değil evdeki herkese uyan leziz yemeklerin pişmesi ki buna en çok eşi kırk yılda bir patlıcan yemeği pişiren evdeki erkek kişi sevinir 2 kg kadar patlıcanla gelir,

Evdeki "yeni" annenin dışarıya tek başına çıkıp kendini çocuksuz uzaylı gibi ya da elini kolunu sallayarak gezdiği yabancı bir şehirdeymiş gibi "tuhaf" hissetmesi,

Akşam arkadaşlarla çıkıp vakit geçirerek kendini çok iyi hissetmesi,

3 kuşak "hanım" ın alışverişe çıkması yolları arşınlaması, kafelerde tost ve leziz pastalar yiyerek eğlenceli vakit geçirmesi,

Bütün bunlara rağmen nispeten "tembel ve yeni" annenin sinirini annesinden alıp ona neden bu kadar çok iş yaptığına, biraz oturmadığına ve atom karıncalığına dair kızması sonra da bin pişman olup gönlünü almaya çalışması,

Ve her gidişi sonrası onu ne kadar çok özlediğinin farkına varmasıdır..



*fotoda Deniz yazlık kışlık merasimini izliyor etrafı kurcalıyor 2 saat kadar başından çıkarmadan gezdiği bebeklik şapkalarını takmaya uğraşıyor..

16 Ekim 2009

Anladım


ANLADIM ..
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..

Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği
acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..

''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş..

Can Yücel


Deniz, canım kızım, bu şiir Can Yücel’in en güzel eserlerinden.. tekrar hatırlamak okumak istedim içinde bulunduğum ruh hali buraya getirdi beni..
Bazen en yakının bildiğin çok değer verdiğin çok sevdiklerinin aslında aynı değeri sana vermediğini fark edersin, bu sana çok acı gelir,
omuzlarında çok fazla yük hissetmeye başlarsın..
Anne olunca insanın çoğu şeye ayıracak yeterli vakti hiçbir zaman olmaz, ne evine ne kendine ne işlerine ne de arkadaşlığa dostluğa ama aksine dostlarına en çok ihtiyaç duyduğu zamanlardır.
Kızım senin de ileride çok arkadaşın olacak belki ama az dostun olsun, arkadaşlarını dostlarını güzel seç onlara vakit ayır her ne olursa olsun.. Ve sen de günün birinde içinde böyle bir acı hissedersen bu şiiri oku olur mu..Ve içinde saklama sakın sevdiklerine ne söylemek istiyorsan büyümesin katılaşmasın yüreğinde ilk fırsatta söyle..

2 Ekim 2009

Karanlık

Hala minik Dila' yı düşünüyorum düğümler geçmiyor... bayram arifesinde defnedildi cenazesinde acısını ta içimde hissettiğim annesi ve ailesi çevresi dışında devletten kurumlardan hiç kimse yokmuş taziye mesajı telefonla başsağlıgını bile çok görmüşler..
suçu İstanbul' a toprak anaya ya da islah edilmemiş dereye atanlardan nefret ediyorum. Allah onları ıslah etseydi de bunlar yaşanmasaydı.
İlk değil bu, daha kaç tane çocuk sorumsuzluklara kurban gidecek gazetelere haber olduguyla ve acısıyla kalacak.
Eskiden bizim zamanımızda daha mı iyiydi bu ülkede çocuk olmak insanca yaşayabilmek hayır.. bugünkü geleceğin temelleri atılıyordu çook öncesinden ..
Şimdi çok daha zor ..anne olmak elinden hiçbir şeyin gelmemesi sadece dua edebilmek çok çok daha zor .. çocuğuna koşulsuz bi dolu sevgi veriyorsun gözünden sakınıyorsun yüzüne canın sıkkınken bile hep sevgiyle bakıyorsun o minik gözlerin içinin gülmesini sağlamaya çalışıyorsun.. sonra da kurumlara sisteme koltuk oy para derdinde olanları görmezden gelip kolayca gündem değiştirebilen şiir şarkı okuyup sempati toplamaya çalışan sorumsuzlara emanet ediyorsun.
Minikle babası çoktan uykuda.. ben geceleri uyuyamıyorum rüyalarıma giriyor aklımdan çıkmıyor.
Deniz'in bloguna hep güzel şeyler yazmaya çalışıyorum ama bunlar da hep içimde kalanlar..
Allah herkesin bebeğini çocugunu bağışlasın, korusun.

24 Şubat 2009

İyi ki varsın Nutella


Denizkızı sabah 7 olmadan uyanmış öğlene yaklaşılmış banyosunu da yapmış ortam uykuya hazır.. hala cıvırcıvır ötüyor uyumak gibi bir niyeti yok ..arada gözlerine minik yumruk ellerini kapatıp omzuma koyuyor kafasını aha tam vakti diyorum ama ııh..biraz daha Meraklı Minik dergisi karıştırılıp minik ellerle kedilere gel pisi pisi yapılır köpeklere hevhev hıvhıv diye seslenilir iyice mayışılır..annenin kucağında yorgunluktan sızılır; sekil1 ..tam yatağa yatılacakken ciyaak ağlanır tekrar annenin kucağına alınır 1-2 dak sonra tekrar bırakmaya yeltenilir tekrar ciyaklanır..3. denemede çekirge kandırılarak yatağına yatırılır; sekil2 ..Anne de minik kabız kuğuya iyi gelecek balkabağı çorbasını ocağa koyar sevgili nutellasına koşar..canım nutella sen de olmasan..

16 Şubat 2009

Bikaç İyi Film


Annem sevgililer günü gecesinde eve kırmızı sulak gözlerle döndüğümü görünce "seni biraz eğlenesin diye yolladım ağlayasın diye değil" diye bana çattı.. minik sevgili uyurken büyük sevgiliyle evden kaçıp başbaşa bir yemek yedik ve çook özlediğim sinemaya The Curious case of BE.NJAMIN BUTTON ı izlemeye gittik..Çok beğendim o kadar beğendim ki film 3 sa değil 6 sa olsa da gözümü kırpmadan izlerdim..Tersine yani gençleşerek yaşlanan bir adam..ilk sahnede ağladım son sahnelerde ağladım..içindeki annelik temalarından olsa gerek..ihtiyar görünümünde ama çaresiz küçük bir çocuk.. minicik masum bebek görünümlü ihtiyar..deniz' in annesi olmadan önce izlesem de beğenirdim ama böyle sular seller izlemezdim heralde..
içinde ne ararsan var dostluk, aşk, sevgi, yalnızlık, dolu dolu geçen koca bir hayat..senaryo süper, müzikler, görüntü süper.. brad pitt ve cate blanchett harika..fight club ın david fincher' ı güzel iş çıkarmış gene..film biterken kızıma aldığım madagaskar aslan kral oyuncaklı kola bardağını sıkı sıkı tutuyordum.. Bu arada filmdeki hikaye kitabı "Just so st.ories rudyard kip.ling" den benim de olduğu aklıma geldi (orada görünce kıymete bindi) marmaristen evden hemen alınacak ve ileride deniz'e okunacak..
Miniğim Allahtan erken uyuyor da sinemada göremediğimiz bi ton filmi dvd yle telafi ediyoruz..son zamanlarda izlediklerimden en beğendiğim trainspotting ve shallow grave den yakın takibe aldığım danny boyle un Slum Dog Milli.onaire..ilk sahneden Hint filmi amaaan deyip geçmemek lazım sürükleyici etkileyici çok farklı kurgusu olan bir film..sondaki bollywood dansı eksik kalmamış..deli gibi uykum olmasına rağmen koltuğa yapışıp izledim..
Miniğim hiç olmazsa akşamları böyle huzurla uyu da biz de bolca film seyredebilelim :)

4 Şubat 2009

Yeniyıl

New Year Resolution - Self Deception
2-0-0-9
Gecikmiş Yeni yıl dilek listem.. çok da uzun değil aslında..artık..
Güzel miniğime sağlık ve bol oyunlu neşeli eğlenceli günler...o güleç mi güleç yüzünün hiç solmamasını diliyorum..
Bize de sağlık, bolluk, huzur istiyorum..
Ailemi daha çok görebilmeyi sağlıkla güzel zamanlar istiyorum..
Çok sevdiğim arkadaşlarımla bu sene daha çok şey paylaşmayı...hep yanımda olmalarını istiyorum..
Miniğim ve sevgilimle eğlenceli seyahatlere çıkabilmeyi..
Ve kendime daha çok vakit ayırabilmeyi istiyorum....
Bereketli, krizden uzaklaşan üretken bir yıl olsun..

20 Aralık 2008

Çocukluğumdan..

Çok sevdiğim ve iyi ki de hala görüştüğümüz çocukluk arkadaşlarım 3-4 tanedir..
Kurban bayramı tatilinde Deniz annesinin en eski - 4-5 yaşlarından beri- ve en iyi çocukluk arkadaşı Özge' yle tanıştı.. sonunda tanışabildiler çünkü bi türlü denkleştirememiştik Özge ve Yücel ne zaman istanbul'dan gelse biz şehir dışında oluyorduk bu sefer hastalık nedeniyle oturduk popomuzun üzerinde de görüşebildik nihayet..
Aşağıda fotoda geçen sene bu zamanlar yine bayram tatilinde Deniz' in doğumuna az kalmış henüz Kımılcan diye sevdiğimiz, karnımda kıpraştığı zamanlar biz kahvaltı ediyoruz..Aradan yaklaşık 1 sene sonra da Deniz Özge ve Yücel' le.. bizimki hemen kaynaştı.. özellikle erkek ahalisine yönelttiği ilgisini Yücel 'e de sevinç gösterileri gülücükler seslenmeler şeklinde gösterdi.. bayram hediyesi Converseleriyle koşturmaya çalıştı henüz yürüyemeden..ee her kızın bi converse'i olmalı bu da bizim ilkimiz gerçi ayaktan fırladı bizimki tekmelerken ayaklar hala minicik.. biraz daha büyümesi lazım..

Özge bana çocukluk günlerimden çok güzel bir hediye.. Araya mesafeler şehirler girdi ama hiç kopmadık.. birlikte neler yapmadık ki..Marmaris in en doğal yeşillikler içinde olduğu ticarileşmemiş bozulmamış zamanlarını yaşadık ..onunla aynı sınıfta olmak için ilkokulun ilk gününde sınıfımdan kaçıp onunkine gittim elele tutuştuk ayırmasınlar diye..tenefüslerde kolkola gezerdik.. hala çok sevdiğimiz öğretmenimiz Mediha hanım' dan 20 lira borç para isteyip simit almıştık .. annelerimize biz -özge ve ben- evlenicez deyip evlilik kararımızı açıklamıştık ..ilkokul aşklarımız oldu ne komiktik ..okula yürüyerek gittiğimizde dereden kurbağa toplardık şişe içine..her bayram güzel güzel giyinip beraber para ve şeker toplamaya çıkardık... sokakta top oynayarak büyüdük.. daha bir sürü anı.. Inşallah kızımın da böyle çok seveceği ve güveneceği arkadaşları dostları olur ileride..

29 Mayıs 2008

Rüyalar..

Bebiş hanım birden bire kışlıklara baharlıklara veda etti evde cıbıl cıbıl geziyoruz tek body üstümüzde tam ısırmalık sıkmalık kıvamdayız..çok çok çok sıcak..daha şimdiden böyle ben bebişle temmuz ağustos sıcaklarını düşünemiyorum..bu hallerinin fotolarını çekemedim henüz 2 hafta önceki bi foto bu.. deniz artık oyuncaklarını eline alıyor direkt ağzına götürüp tadına bakıyor bi ısırık aldıktan sonraki yüz ifadesi ağız buruşturması görmeye değer tükürür gibi yapıyor sonra tekrar ısırık almaya devam.. eline aldıklarını yere atmaya -bırakmaya diyebiliriz-başladı ki bunlar çok masum .. ilerde ele ne geçerse istediği yere bizim kafa göz dahil fırlatıyor bu cinsler sanırım..Ne zamandır aklımda yazamadım unutulup gidecek yoksa.. İnsan anne-baba olunca o minik varlığa dair kafasında birsürü endişe hatta üzüntü duyuyor ..bizim öyle oldu en azından.. İlk günlerde Ateş bebeğin yanından çok üzgün bir ifadeyle geliyordu nooldu bişey mi var dediğimde yok yok uyuyor ama çok ufak çok üzülüyorum diyordu..
Benim de bebişe ait ilk rüyam şöyleydi.. 40 lı günlerden biri annemle mutfakta kahvaltı ediyoruz annem Deniz ne yapıyor diye soruyor ben de uyuyor birazdan kalkar diyorum..sonra mutfağın kapısında bebiş beliriveriyor paytak paytak yürüyerek geliyor.. üstünde sadece alt beziyle.. elinde de bi sigara hem de incelerden bayan sigarası!! rüya budur çok komik ama vahim de artık ne düşündüysem ne bilinçaltıma işlediyse-aslında bunlar hep Ateş'in yüzünden lisedekileri gösterip ilerde nası yapıcaz baksana şunlara çok fırlamalar deyip duruyordu bi ara- çok etkilenmişim herhal.. bi daha böyle bi rüya -kabus da denebilir:)- görmedim inşalla da görmem.. hayırlı evlat olsuuuun terbiyeli olsuuun :))

2 Mayıs 2008

Bugün kuzucukların annesi Merve hastaneye yatıyor 41.haftada hala gelmeye yanaşmayan inatçı yeni kuzu sağsalim dünyaya gelecek inşallah güzel haberleri bekliyoruzz :)
Deniz' i mümkünse her gün dışarı çıkarıp hava aldırmak istiyorum ama minik hanımefendinin canı isterse onun keyfine kalıyoruz genelde ..dün niyetlendim altını değiştirip ceketini giydirdim tam çıkıcaz deli gibi ağlamaya başladı baktım mis gibi kokular geliyor derinlerden.. bi daha alt değiştirdik bu arada 2-3 bez birden gitti maşallahı var bu aralar bebişin acaip çalışıyor..temiz altı kapatmak üzereyken ıkınıyor ve pıtır pıtır yapıyor sonra da yüzüme bakıp agulayıp gülüyor ben de dayanamayıp ısırıyorum bacak büklümlerinden :) sonra da ağlamaya başladı ve uyuya kaldı..
Neyse bugün biraz gezindik ama hava çok sıcakmış.. çocuk haşat olmasın diye fazla gezmeden eve döndük.. bu kadarlık deniz havası da yetti ama..önce uyukladı böcek sonra da poz verdi annesine.. dönüş yolunda eksik olmadı ama mızıldanmaya başladık ..
Bizim memlekette ne bebeklilere ne de tekerlekli sandalyedekilere sokak gezmesi haram zaten çoğu yerde kaldırımların çoğu eşşek kadar ya da hemen kaldırım bitiminde su olukları yapılmış puseti eğ dik bük derken baya cebelleşiyoruz .. bizim semtte genelde çoğu geniş ama daracık kaldırımlar da dolu bir de yetmemiş ortasına sağına soluna geçite yer vermeyen ağaç bitki börtü dikilmiş durumda.. eğimli kaldırımlarda da nedense bizim ülkenin seçmece vatandaşları tam eğimin üstüne park etmeyi tercih ediyor .. hele pusetle halk otobüsüne binilecek günler hayal burda.. Merve blogunda bahsetmişti pusetle sokak gezmesinin otobüse binmenin kolaylığından paris'ten istanbul'a dönünce sanırım çok arayacaksın bu gibi ufak ama şükrettiren standartları :)