30 Eylül 2009

İpek Hanım'ın Çiftliği


İpek Hanım'ın Çiftliği' nden ilk paketimiz geldi.

Geldiginde evde yoktum kargonun fotosunu çekemeyince elime geçenleri kaseye koyup böyle fotoğrafladım.
Baba-kız paketi boşaltıp el açması taze otlu böreklerin yarısını da götürmüşlerdi eve geldiğimde, Deniz kaç ısırık alacak ki Ateş henüz bebekken atsın bakalım suçu Deniz'in üstüne.

Nazilli' nin Ocaklı köyünden tazecik, hepsi özenle kese kağıtlarına sarılmış mis gibi katkısız Gdo'suz ilaçsız hormonsuz sebze ve meyvalar, yeşillikler. Pembe domates ve pembe üzümler.. Yumurta, ev salçası da aldım. Maydanoz dereotu ve roka pazarda markette aldıgınız demetlerin 2-3 katı miktarda geldi çok sevdiğim kahvaltılık biberleri de çok lezzetli. Ne diyeyim gelen hiçbir şeyden memnuniyetsiz olmadım yumurtalardan 1 tanesi bile kırık gelmedi ki eğer kırık çıkarsa parasını ödemeyebilirsiniz. Sahibi Pınar hanım çok içten güleryüzlü -telefondaki sesinden anlaşılıyor- ürünleri sever beğenirseniz ödeyin diyebilecek kadar da tok. İpek de küçük kızının adı bu arada.

Şimdi de tarhana, ev makarnası da sipariş ettiğim ikinci paketimi bekliyorum.
Pınar hanım' dan Portakal Ağacı sayesinde haberdar oldum. Herkese de tavsiye ederim. Biz küçükken herşey doğal normal boyutlarında çürüğüyle çiziğiyleydi..şimdi hepsi ilaçla büyütülmüş rengi parlaklaştırılmış genetiğiyle oynanmış ürünler neye nasıl güveneceğiz.
Deniz şimdi daha sağlıklı beslenecek içim biraz daha rahat.

Ama şu pastörizasyon yapılmış süt konusunda bir çözüm bulamadım. Bakkaldan günlük cam şişede Sek süt içiyor Deniz, pakette UHT görmüş süt kullanmıyoruz. Bebeğim Ne Yesin' deki bu yazıya göre sadece pastörizasyon işlemi de sütü çok zararlı bir ürün haline getiriyormuş.
Aysun the Sütçü bize çok uzak Deniz de bu kadar süt tutkunuyken nasıl çözüm buluruz bilmiyorum. Pınar hanım sanırım mevsim sıcakları nedeniyle henüz süt göndermiyor.

28 Eylül 2009

Sek sek sekerekten

Çocuklar ne kadar saf ne kadar içten.. oynak bir müzik duyunca nerede olursa dansetmeye hoplamaya başlıyorlar utanma çekinme olmadan sadece içlerinden geldiği gibi..
2-3 gün öncesi, Bostanlı sahilinde çimlerin üstünde.
Karşıyaka Festivali, tesadüfen oradaydık bizim serçecik çok sevince ertesi akşam da gittik, günün yorgunluğuyla hala hopluyor etrafta çimlerde oturan genç bir grup ta kalkıp Deniz gibi oynamaya başladı.
Dj elleri görelim diye bağırınca bir de elleri havaya kaldırıp sallayışı var onu çekememişim.

minik serçe from demet kumbaraci on Vimeo.



minik serçe_3 from demet kumbaraci on Vimeo.

25 Eylül 2009

Özetle

İkinci Şeker Bayramımda ben;
Dedemi, annannemi,dayımı, annemin çocukluk arkadaşlarını, eşi dostu görmeye Marmaris'e gittim.

Dedemle bahçeden mandalin topladım çantama attım.


Bayramı kutladım.
Ziyaretçilerin yanında babamın kucağından inmedim.


Marmaris'e gelmişken yine doğanın kızı oldum.
Üç gün erken erken dağlara yollara düştüm, çantama kozalaklar meşe palamutları topladım, yolda önümüze fırlayan 3 minik sincabın oynaşmalarını şaşkınlıkla izledim, paçalı komik tavukları gür sesli horozları hatta yolda karşıma çıkan tavuskuşunu çağırdım yanıma.


Son gün döneceğimizi anlayıp sabahın 6 sında uyandım, akşam üstü arabaya bindiğim andan itibaren ilk defa 3 saat boyunca uyuyup gözlerimi İzmir'de açtım..
Daha çok bayram olsa ya..

23 Eylül 2009

Gourmet Denizkızı

Ağzının tadını biliyor kızım,
herşeyi yemiyor ama yedikleri de güzel hakkını vermek lazım.

Bunları çekeli 2-3 hafta oldu eskimesin daha fazla.
Çorbasını hüpürdeterek içen Denizkızı'm. Sonlarını çekebildim ama özetle ekmekler yetmiş kalanını kenara ayırıyor kaşık elinde Erzurum usulu Yayla çorbasını 'hüüüp' letiyor bi yandan da etrafı kesiyor; bu çorbaya bayılıyor içinde buğdayla pazı bile var tarifini bulamadım aşçının boş anını da yakalayamadım anne uydurması yapacağım yakında.

Hüüüp from demet kumbaraci on Vimeo.



Çok sevdiği meyvalarını yerken; bazen ardarda ağzına atıp beni korkutuyor çiğnemeden mi yutuyor bilmem ki.

meyva keyfi from demet kumbaraci on Vimeo.

17 Eylül 2009

20.ay


Boy 89 cm kilo 13 küsür..
Doktorda tartıyı yere düşürüyordu tepindi ölçtürmedi..evdeki tartıyı da bozdu in çık üzerinde zıpla danset..
Bu kez dr.u Hale hanımın kapısından bile içeri girmedi, güle oynaya merdivenleri çıktı ama görünce ı-ıh çığlık kıyamet koptu muayene bile edemedi kadıncağız Hepatit-A aşısı oldu dışarı kaçtı..başka bir doktor bulacağız artık ötesi yok.. sağlık olsun da..

15 Eylül 2009

Deniz Maçta

2009 Avrupa Erkekler Voleybol Şampiyonası..
Deniz ilk anda şaşırdı anlamaya çalıştı neler olduğunu.. sonra adapte oluverdi tezahurat, eller önde sallayarak takıma destek, alkıs, hoplama zıplama derken ilk maçında çok eğlendi ..Polonya- Bulgaristan.. bizim takım maçları İstanbul'daydı ama olsun maç maçtır..ilk fırsatta yine gideceğiz ama daha güzeli basket maçına..


Voleybol dışında haftasonu özeti..Deniz koşarken takılıp kapı pervazına kafayı fena çarptı koca bir erik kadar şişlikle panik olduk acile gittik neyse birşeyi yok ama bu durumlarda nasıl buz koyacagız bilmem kesinlikle izin vermiyor yırtınıyor..
eskiden şu trenler komik gelir görünce gülerdim şimdi her gidişte biniyoruz ..çocugun olunca farklı oluyor işte onun mutlu oldugu yerde sen de öylesin.. Deniz hiiç inmek istemiyor..
Doğal Yaşam Parkı sezonunu açtık .. midilliler gelmiş..lemurlar hala favorim Deniz gibi..

12 Eylül 2009

Kipitap' ta okuyan gençlik


Çocuk kitapçisi Kipitap 'ın düzenledigi fotograf yarismasinda benim gönlümün birincisi Denizkızı yukarıdaki kitabına dalmış haliyle Ağustos 2009 ikincisi oldu..
Detaylar burada.. hepsi de çok şirin.. büyüdüklerinde de böyle hevesle okuduklarını görürüz inşallah ..

Fotoğrafı çekeli 2 hafta kadar oldu..yeni Ikea masa ve sandalyelerini almadan önce favori kitap okuma köşesi bu oyuncak kutusuydu ..hala da oraya oturmaya bayılıyor arada içine gömülüp canhıraş bir şekilde " annnaaaa" diye beni çağırıyor içinden çekip çıkarırken de kikirdiyor..


Bugünlerde neler yaptıgımıza gelince; ben arada dellenip iş hayatını özlüyorum sonra da silkinip küçük dertleri kafadan atıp Deniz'i günün her anı öpüp mis gibi kokusunu içime çekebilmenin tadını çıkarıyorum..


Sabah 7 civarı güne başlıyoruz Deniz gene ana ve babasına çekmiş açken pek çekilmiyor kahvaltısını hazırlayana dek mama mamaa diye başımın etini yiyor ballı ya da pekmezli ıhlamurunu içip yumurtasini da löp löp yuttuktan sonra keyifleniyor en son kavun- armut -üzüm meyva kasesini de önüne koyup ben kahvaltımı bitiriyorum.. çatalla pek güzel yiyor en son da tabağı ağzına dikip suyunu içiveriyor..
sonra bir kaka faslı başlıyor bazen söylüyor bazen oyun tatlı geliyor canı istemiyor..zorlamıyorum isterse tuvalete gidip oturak ya da lazımlığa oturuyor sifonu çekip sulara bay bay yapıp ellerini yıkıyoruz.. bekliyorum elbet zamanı gelecek ve tuvalete yapacak.. sabrın sonu selamet..
Dışarı çıkmazsak evde oyun oynuyoruz biraz kendisi genelde benimle beraber.. burada annenin yaratıcılık sınırları zorlanıyor bazen kafayı yiyerek de olsa seveceği aktiviteler bulmaya çalışılıyor.. kitapları inceliyoruz dansediyoruz güreşiyoruz derken banyoda suyla oynama sonrası uyku saati geliyor.. genelde öğlen 12/13 civarı uykuya dalıyor tabii ki Diego kolunun altında.. ortalama 2 saat uyuyor sonrasında öğle yemeği.. arada yine meyvasını yiyor.. akşamüstü 5 civarı sokağa çıkıp gezme park turları başlıyor.. benim canım arkadaşım, teyze Seren işe başladı onun için çok iyi oldu ama ben baya buruldum çok alışmışız.. iş çıkışı bize katılıyor gene neyse ki parkta koşturmaca devam ediyor..
Deniz öyle salıncakta uslu uslu sallansın kaydıraktan güzelce kaysın evrelerini atlattı şimdi kaydıraktan ters çıkmaya çabalama salıncağı itirip sallama tahteravalliyi bam güm indirip kaldırma heveslisi.. Kumlardan ayrılmıyor genelde oturdugu yerden başka köşeye gitmek isterse tasını taragını kovasına toplayıp gidiyor.. ya da başka bir çocuğun gözüne kestirdiği oyuncaklarını alıyor.. ama paylaşıyor da kuzu.. Ateş işten parka geliyor onun Deniz mesaisi başlıyor.. alışveriş eve gidiş Deniz'in banyosu.. hep beraber akşam yemeği sonrasında bu buu diye sütünü isteyip içtikten sonra çok uykusu gelmemişse kitap bakıp masal dinliyor.. ve konuşa konuşa 21.30 civarı uyuyor..
Yağmurlar başladı eve kapanıyoruz yavaştan.. evin içinde dıbıdıbıdıbı sürekli koşuşturan tırmanan bir miniklik.. arada kapıya gidip addaa addaaaa diye bağırıyor ya da "annee appa appa" Deniz'ce parka demek.. yağmur yağınca özellikle dışarı çıkmak istiyor ..

Birkaç oyun örneği.. Geçen aylarda baya oynadığımız baklagiller gene revaçta.. yemediği bakliyatlarla iş oynamaya gelince bayılıyor.. kaşıkla şişelere kaplara kurufasulye aktarmaca.. fasulye ya da boncukları kullanılmayan banyo kaydırmazı vantuzlarına dizmece.. bolca çizmece boyamaca.. Mothercare içindeki Elc 'den 4-5 ay önce aldığım bol meyvalı bıçaklı manav kasasını ortaya çıkarttım eliyle tutup meyvaları kesme işini sevdi..şimdi gerçek muzunu yemeden önce dilimlemeye çalışıyor sıkılıp da parmaklamazsa :)

Ara ara oynadığımız diğer oyunlara gelince aklıma gelenleri yazayım benim gibi 1,5 yaş miniğini oyalamakta zorlananlar varsa biraz yardımı olur :)

genelde yaz sıcakları devam ettiği için hala sularla baya bir oynuyor Deniz,
-küvette ya da su dolu leğen başında pipetlerle suya üfleme
-boş kapları suya daldırıp baloncuklar oluşturma
-kaptan kaba su aktarma
-yine sünger parçalarını suya batırma, sularını sıkıp yüzdürme pipetle üfleyerek ittirmece
-suda tenis topu yüzdürmece
-yazın sahilden topladıgımız taşları kozalakları dizmece
-dergilerden kestiğimiz bebek/çocuk resimlerini taklit etme gülenleri ağlayanları sarılanları vb bulup ayırmaca
-havaya attığımız eşarbı yakalama oyunu
-yere yastıkları dizip atlamaca
-tahtaya mutlu-ağlayan-kızgın-üzgün çocuk suratları çizme
-küçük topları teneke kutulara doldurmaca
-kapaklı kutular içine kuru üzüm , dut kurusu vs koyuyorum kapaklarını vargücüyle açmaya çalışıp içindekileri yiyip kapaklarını tekrar kapatıyor
-parmak boyasıyla kağıtlara baskı yapmaca

10 Eylül 2009

Gikka


Bizim evin en inatçı üyesi geçenlerde bir gece 3 civarı uykusundan uyanıp keçiliğiyle bize kök söktürdü.. Gaz sancısıyla uyandı birkaç defa gerinip pırtlayarak rahatladıktan sonra gikka gikka diye ağlamaya başladı.. Deniz dilinde gikka = üzüm.. hadi canım bu saatte istiyor olamaz geçer şimdi uyuyakalır diye bekledik biraz yok..
Evde üzüm olmasa napardık bilmiyorum şimdi evden eksik etmiyorum.. gikkaları koyduk kaseye eline verdik..küçük hanım balkona çıkıp kargalarla üzüm yemek istedi.. balkonda babasının kucağında üzümlerini arada olmayan kargalara da uzatarak ağzı dolu "mmmhh ghikka ghhikka" diye diye anca 4-5 tane yedikten sonra uyuma faslına geçebildik.. ama ne inat yatıramadık bir türlü.. aramıza oturup saçlarını eliyle kıvırıp kıvırıp oynamaya başladı.. ben sızmışım babası da saçlarıyla oynayınca ayakta uyuyup serilmiş..
Artık bu inatçılık oğlak burcu özelliği midir babasından mı geçmiş bilinmez :) anneme göre birazı da benden(miş)..

3 Eylül 2009

Kaş

Bir ara kuzuyu 2. kez anneanne ve dedeye birakip bir küçük kaçamak yaptık.. Kaş'a.. küçük romantik bir butik otele..Çukurbag yarımadasinda Hotel Hadrian..Gülcan ve Özgür'ün sayesinde aslinda akılda olmayan süpriz bir tatil oldu.. 3 gün yorgun anneye ilaç gibi geldi.. ben gene Denizkızı' nı bırakmak istemeyen suçlu hisseden anne oldum başta..halbuki çocuk gayet mutlu sevinçli Marmaris'teki evinde bahçesinde..bırakmak üzere Marmaris'e uğradığımızda evi görünce annanne annannee diye tezahuratlara başlamıştı ..1,5 yıl 7/24 beraberlikten sonra ayri kalma fikrine alişamıyor insan..iyi ki de götürmemişiz hiç yerinde duramayan küçük bir çocuga göre degil aksine çok tehlikeli olurdu huzur da bulamazdık.. Otel deniz'e bakan bir yamaçta, deniz kıyısına kayalıklardan labirent gibi iniliyor .. her köşede 2-4 kişilik güneşlenme dinlenme mekanları oluşturulmuş..tertemiz.. bahçe peyzajı çok güzel mis gibi incir ve çiçek kokuları arasında deniz kenarına iniliyor..her yer sanki kişiye özel havuzda maksimum 3-4 kişi var..üstüne yemekler nefis..kahvaltıda hiç bu kadar reçel yememiştim..hepsi ev yapımı çok lezzetli..çalışanlar oranın yerlisi çogu da akraba.. Kaş çok şirin küçük henüz bozulmamış ticari ellere çok da düşmemiş bir yer..devam eden marina inşaatı sonrası nasıl olur bilmiyorum..umarım bu halinden bir şey kaybetmez..

Çekilin babama gidicem "babaa babaa" diye ağlıyor sarı sıpa!

Deniz biz yokken melek.. tatil dönüşü onu almaya uğradığımızda bizi görünce çok seviniyor..sonra heralde " du bakayım anneyle baba yoktu beni bırakıp gitmişlerdi evet evet" diye düşünüp özellikle babaya yapmadıgını bırakmıyor anneanne ve dedeyi satıp babanın kucagından değil kimseye gitmek aşağı bile inmek istemiyor..tuvalete bile göndermiyor huysuzcuk..

Deniz'in yolculuk hallerine gelince; artık küçüklüğünde çok zevk aldiği ayakları ucuna yapıştırdıgımız taktıgımız onun da minik ayaklarıyla tekmelediği oyuncaklar işe yaramıyor.. uzun zamandır görmedigi/ yeni bir oyuncağı yanımıza almak ta öyle.. ilgi istiyor.. onunla oyun oynar boğazın ağrıyıncaya dek şarkılar söylersen -özellikle Ali babanın çiftliği- sürekli gülücükler atıyor deli gibi eğleniyor..yok yorulup da oyunu bırakırsan hemen sızlanmaya şikayetlere başlıyor ..seyahatte uyudugu pek görülmemiş ancak gece yaklaşırsa yorgunluktan sızıveriyor.. Gülocum sağolsun dönüş yolunda Deniz'le öyle güzel oynadı ki hiç anlamadan eğlene eğlene 3 saatte İzmir'e varmistik..

Bu da Deniz'e Kaş kargası :)


Ve Deniz'in yol hallerinden bir örnek..

1 Eylül 2009

Sulu Sepelek

Lisede yatakhane müdüremiz Saliha hanım nam-ı diğer "mantarcık" bizi suyla oynarken yakalarsa sulu sepelekler anarşist misiniz siz başıma der kovalardı ne komik eğlenceli günlerdi.. Bu lafı hatırlayıp başlığa uygun gördüm.. bir önceki postta yükleyemediğim Deniz'in fıskıye macerası ve Foça gün bitiminde dondurma sefası..

Haftasonu

Uzuun ama çabuk geçen bir haftasonu.. çarşı pazar gezme forum bornova' da kuklalarla dansetme sonrası kuzen Atakan'ın 5 yaş doğumgünü partisine yorgun ve geç te olsa hızlı bir giriş yapan Denizkızı.. Atakan'a hediyemiz alet edevatlı otomatik tornavidalı monte edilen arabayı çok sevdim bizim kıza da alalım büyüyünce derken meraklı taze Deniz napıyosunuz orada bakiim diye gelip Atakan oyuncağını keşfederken tornavidayı kapıp Atakan gibi vidaları takma uğraşına girişti.. çok güldürdü bizi büyük bir ciddiyetle olaya el atarken.. becerikli kızım benim..

Bu ufaklık elinin hamuruyla işime karışıyor ya dur bakalım!

Yorgun ama mutlu son..

Pazar günü de Deniz'in günü oldu.. Eski Foça' da Pollen'deydik Binnur & Murat & Batuhan bebekle.. nefis bir denizi sakin bir kumsal ve yayılacak bolca çimlik alanı var.. Kuzu gün sonunda suya doymuştur artık desek de hala bu buu diye denize gitmeye çalışıyordu.. ortam deniz kenarıysa hiç kurtuluşumuz yok kaç saat kalırsak kalalım Deniz hiç yorulmadan acıkmadan suyla temasta olmak istiyor..eh baya da oldu bu sefer deniz yetmedi fıskıyeler hortumlar devreye girdi.. 12-13 aylıktan beri arkadaşı Batuhan da yanında 2 su kuşu oldular.. Batuhan çok tatlı neşeli bir çocuk.. bir ara mışıl mışıl uyudu, acaba diyerek Deniz'in acemi anne ve babası da şanslarını denediler ama Deniz yemedi numarayı..bütün gün yarım saatlik seyahat kestirmesi dışında hiç uyumadan enerjik biçimde gününe devam etti.. Hiç dokunmadık fıskıyeye alışıp defalarca yanına gidip kaçmaktan bıkmadılar..

Akşam Foça'da ilk defa denediğimiz DenizAtı restoranı çok beğendik mezeler salata ve balıklar lezzetli temiz, servisi güleryüzlü ve hızlı, sonundaki tatlı/meyva ikramı da çok güzeldi tavsiye edilir ..minikler de önce yakın civarı ve deniz kenarını turlayıp sonrasında balık çorbalarını içtiler ..Deniz dondurmasını da yedikten sonra arabaya binmemizin 2. dakikasında sızdı..