
Yakında bloga hiç yazamıyor olacağım hatta girip bakamayacağım bile. Hiçbirine, eski arkadaşlarımın, blog sayesinde arkadaş oldugum blog dostlarımın.
Üzülüyorum. Çok bağlanmışım. Çin denen bilinmeyenimde bloglar ve diğer paylaşım siteleri yasak, hükümet çok katıymış bu konuda ülkelerini küçük düşürecek herhangi bir fotoğrafın bile dışarı çıkmasına tahammülleri yokmuş. Başka yollarla çıkamayacak mı sanki bu yasak kardeşim mantığını anlamıyorum. Keşfedilen bir yol ertesi gün devletin hackerları tarafından kapatılıyormuş paralı programlar bile.
Ateş denemiş blogspota girememiş ama gmail çalışıyormuş.
Çok tuhaf hissediyorum son yazılarımı yazayım yaşananların hepsini minicik de olsa kaydedeyim istiyorum vakit buldukça.
İnsan eşyalara bile nasıl bağlanıyor. Eşya götürmüyoruz oraya astarı yüzünden pahalıya gelecek diye onlardan bile ayrılmak zor. Ne saçma geliyor kulağa ama öyle.
Yoğurt makinası, birkaç olmazsa olmaz eşya, Deniz'in kitapları birkaç oyuncağı, biraz kıyafet gidecek Ateş ekmek makinesi bulamadım derse onu da alacağım. Beni motive edecek birkaç da özel eşya alabileyim istiyorum. Şimdilik PTT Kargo en uygunu sanırım. Ne gerek var göndermeyin diyor herkes.
Herkes birşeyler söylüyor ya Çin' de ne işiniz var diyen ya da keşke ben de sizinle gelebilsem diyen. Destek de var köstek de.
Belki de beni mutlu etmek içindir Ateş burası çok güzel diye mesajlar atıyor, evimizden kocaman göl manzaramız var demiş. Eve aldıklarını listeleyip gönderiyor ütü masası küçük istersen değiştiririz yazmış bir de. Çok özledim onu işin bu yanı zor. Adsl bağlanacakmış birkaç güne az kaldı. Otelde kaldığı ilk gece görüştük ama Deniz skype işini pek sevmedi babasını yanında istiyor her sabah uyanınca ilk babayı soruyor babayı ayıyorum diye evi dolaşıyor.
..

Birkaç diyalog Deniz'den..
İtirazlar çok bu ara
- hadi Denizcim sağ kolunu da geçir,
- ı ıh giymiycem iççemiyom,
- sağ kol Deniiiiz
- sağ kolmıycam annee
Uyku öncesi kitap okuyoruz, minik kulak bütün sesleri duyuyor pür dikkat,
- anne du!
- dinne dinne!
- cu şeşi geliyoy (su sesi geliyormuş)
- aa nerden geliyor ki Deniz?
- dinne dinne! (bunu çok söylüyor işaret parmağını kulağına koyup)
- cudan geyiyor anneee
sudan geliyormuş ah kafam su sesi sudan gelir tabii benim de soruya bak.
Muffin kalıpları bulmuş mutfak dolabından poşeti de söküp hepsini yaymış taburelerin üstüne, yanında da kap kaşıklar.
- napıyosun annecim?
- kek dapıyom
- al tadina bakçana anne? *kaşıkla bir kalıptan alıp bana uzatıyor
- mmh enfes olmuş nam nam nam
- duy cuyun aktı
*kaşıkla çenemi sıyırıyor
Babayla evdeyken madagascar ve ice age izledi ya tv açmayan anneden de medet umuyor şimdi,
- bakabiyiy miyim teyevijyona anne?
- açamıyorum denizcim ben
- öyemli diil anne ben açabiyiyim
*önemli değil diyor çok komik ne duysa kapıp pat diye yapıştırıyor yeri gelince
Ekin her gün ağzında,
- Ekin'e gitçem ben anne
- Napacaksınız peki
- oynuycaj beyabey onunla
- Ekin'in oduncakları var alcam onlayı
- ya sonra?
- eve getiycem menim odama koycam
- Ekin' in haberi var mı bundan?
- hmmm.. dok!
Kapı zili çaldı yanlışlıkla
-kim geydi anne?
-kimse yok tatlım
-aykadaşlar geymiştir belkii ekin geymiştir ege geymiştir?
Kafede çay içiyoruz garsona bagırıyor
- ben de çay iççiom bi tane amca!
çok kullandıkları,
- peki şimdi dapıcaz annee?
- onun içinde ne vay pekii?
- o naçıl açılıyo anne?
- dapiç dapiç *yapış yapış demek
- dabaş dabaş * yavaş yavaş
Uzun zamandır söylediği ve ısrarla düzeltmedikleri,
- kucağma gelcem, kuccağma gelcem anne! kucak istiyor
- iyi ki doğduuum deniiij diye doğumgünü şarkısını söylüyor aklına estikçe..