19 Haziran 2010

Ayaklar

Bu ara Deniz'in elinden düşmeyen oyuncağı. Habire kamyon söküyor monte ediyor, vızz vızz sesler evin içinde yapamadığı zaman sinirleniyor atıyor sonra yine eline alıyor.

Deniz at work

Elime ikinci koca mısırımı aldım kemirirken yazıyorum. Hiç bu kadar mısır yememiştim memleket mısır zengini, çok lezzetli. Çocuklugumda bolca tükettiğim Marmaris akpak süt mısırlarına benziyor, süt tadında beyazlı sarılı. Mısır demişken Çinliler nüfus çok olunca yenebilecek herşeyi değerlendiriyorlar burada hiç bir şey çöpe gitmiyor. Mısırın koçanından tatlı yapmışlar tadı da güzelce. Suyunu da içiyorlar sanki mısırı eline almışsın da içiyorsun hissi veriyor tadarken.

Elimde mısır olunca alakasız yazdım aslında bu akşamı anlatacaktım. Az önce ayak masajından geldim. Çinliler masaj yaptırmayı ve yapmayı seven bir millet. Gittigim masaj merkezi bizim konutlara ait - hala ne diyeceğimi bilemiyorum buraya site desem değil o kadar büyük ki dünyanın en büyük yerleşim bölgesiymiş başkalarının yalancısıyım, hastanesi, çarşısı, okulu, restorantları, spor masaj güzellik merkezleri, gölü ve daha birçok mekanı var. Çok sayıda büyük siteden oluşuyor her sitenin ayrı klupleri bile var içinde havuzu restorantı vs olan. Her bölgeye giden ayrı numaralı ring otobüsleri mevcut. Bizim ülkemizde de böyle bir yerleşim bölgesi olsa dedirtiyor.

Ayak masajı demiştik. Daha önce konuşup da bir türlü ayarlayamamıştık Anniina'yla, mutlaka gidelim denemen lazım diye anlatmıştı. Bugün beni yorgun ve depresif görünce gitme zamanı dedi ve akşam 9 civarı oradaydık. İyi ki de gitmişim, kesinlikle haklıymış arada kendini şımartmak için güzel bir yöntem. Kocaman labirent gibi bir mekan 100 ü aşkın masör var numaralarla adlandırılmışlar. Önce ayaklarını kocaman bir varille gelen içine hoş kokulu bitkiler döktükleri sıcak suya -hatta kaynar- sokuyorlar, yorgun ayaklar orada haşlanırken sırt ve boyun baş masajı yapılıyor ardından da ayaklara geçiş. Koltugun yanina su ve meyva da getiriyorlar, ve en guzeli de bunun icin sadece 70 RMB oduyor olman yani yaklasik 16 TL. İyiydi gerçekten. Anniina sağolsun benim buradaki expat hayatının 2. fazından 3. süne geçişimi hızlandırmaya çalışıyor sanırım. Burada keyif alabileceğin güzel şeyler de var diyor.

Hiç bilmedigin bir ülkeye gelince buradaki hayatın üç evreden oluşuyor.Birincisi geldigin ilk ay civarı, her yer değişik tanımaya çalışıp, çevreyi gezip görülmeye değer yerleri keşfediyorsun, bundan da zevk alıyorsun. Sonra 2. yani depresif faz geliyor. Evini ülkeni fazlasıyla özleyip, arkadaş edinmiş de olsan alışma sürecinde yaşadıgın tuhaf şeylerin -hele ki Çin' de- nasıl oluyor da başına geldiğini düşünüyorsun, çevre insanlar koşuşturmaca hasta eden hava koşulları seni iyice zorluyor, hep yorgun hasta gibi hissediyorsun. Benim henüz geçmediğim 3. evre Anniina' nın bahsettiği, buradaki güzel şeyleri de görüp kendine göre bir yol çizdiğin, sakinleştiğin faz. Herşeyin çok daha iyiye gideceğini söylüyor. Benim yaşadıklarımı fazlasıyla görmüş geçirmiş, geçen sene buradaki ilk yazlarında Haziran ve Temmuz ayı sonuna dek 3 çocugu da ardarda defalarca hastalanmış hastaneden çıkamıyorduk diyor, kulak ve sinüs enfeksiyonları, 40 dereceyi gören ateşler. Onlara üzülüp kendisi de sonunda hastalanmış. Deniz' in 3. gribini geçirmesinin normal oldugunu artık kabullendim neyse ki hafif diyebileceğim şekilde geçiriyor ateş olmasın da. Havadaki alışamadığımız bunaltıcı nem, farklı bakteri alışana dek seni hasta ediyor.

Bu arada kuzum Deniz de ayak masajına bayılıyor anasının kızı, Deniz gel sana ayak masajı yapayım mı dediğimde oluy anne diye oturuveriyor dibime yüzünde kocaman bir sırıtmayla. Ben de bayılıyorum ama onun pamuk ayaklarını bahaneyle öpüp oynamaya.

17 Haziran 2010

Wo yao qü guojia

Tam elime alacak gucu istegi bulmusken bloga yine fotograf ekleyemiyorum. Fotograflar birikti bu gidisle kaybetmeden hepsini Flickr'e yuklemek gerekecek. Arşivleme konusunda ben de Ateş de berbatız defalarca niyetlenip de güzelim resimleri cd lere ya da biryerlere koyamadan kaybettik. Blog tutma amaçlarımdan biri de Deniz'e ait olanları bahaneyle saklayabilmiş olmaktı aslında.

Deniz yine hasta. Çin'e ayak basalı yaklaşık 2,5 ay olacak 3 .kez hastalanıyor. Burun tıkanık, akıntı ve genelde geceleri kuru öksürük. Tr.de kolay kolay hastalanmayan çocuğa burada ne oldu?? O hastalandıkça ben neden diye kahroluyorum. İlk hastalıgında götürdüğüm bizim yerleşim bölgesinin hastanesine gittik yine. Bu sefer oyun grubundan Coral ve Daphne'nin tavsiyesi 80 yaşında Çinli bir profesör teyzeye gittik. Kadın çok şeker biraz ingilizce bile konuştu bizimle çevirmen kızı şok etti. Deniz ben artık doktordan koykmuyoyum büyüdüm abla oldum diye diye gitti gerçekten hiç ağlamadığı gibi kadına Çince teşekkür edip görüşürüz dedi sonunda. Çinli, bitkisel ağırlıklı oldugunu söyledikleri ilaçlarımızı da verdiler çıktık. Şimdi çok daha iyi. Doktorlar her defasında mevsimsel diyor da bu hava böyle devam ederse hastalık eksik olmayacak. Shelley Coco' nun da -Coco Kashni'nin öteki adı- ilk geldigi zamanlar böyle oldugunu hava şartlarına alışmanın zaman alacagını söylüyor.

Bugün Dragon Fest burada, yani Ejder Festivalimizi kutluyoruz Ateş 1 gün izinli. Genelde 3-4 gün tatil varken bu şirketin politikası gereği böyle. Deniz hasta zaten bir yere kıpırdayamazdık. 1 Mayıs İşçi bayramı 3 günlük tatilde Denizkuzu gene hastaydı. Beterin beteri var buna da şükür. Temmuz tatil hayalleri kuruyorum bu ara. Bu sene en güzel tatil benim için evim ailem biraz deniz, kum ve güneş ..

Ev sorunumuz var halletmemiz gereken. Tam değiştirmek üzere yeni ev ararken hatta part time emlak danışmanlıgı yapan Coral bize uygun bir ev bulmuşken kontratın 1 yıllık yapıldıgı ortaya çıkınca canımız çok sıkıldı. Çince ögretmenimiz May sağolsun bize bir çözüm yolu buldu ama işler mi henüz bilmiyoruz.

Haftada 2 akşam 8 civarı öğretmenimiz May geliyor, ögrendigimiz Çince Survival dersleri yani hayatta kalmaya yetecek Çince. Deniz gündüz uyumadıgı için o saatlerde uyumuş oluyor. Ögrenmesi çok keyifli ama bir o kadar da zor bir dil. Derslerin güzel geçmesinde May'in de etkisi büyük tabii. Sadece Çince değil günlük yaşamda karşılaştıgımız herhangi bir sorunda da yardımcı olmaya çalışıyor.

Biz tabii ki Çin karakterleriyle değil PinYin çalışıyoruz. PinYin Çince' nin Latin alfabesiyle ifadesine verilen isim. Harfler değil karakterlerden oluşuyor Çin dili, zamana göre yazılışı değişen fiiller ya da değişen kişi iyelikleri vs. yok. Bu güzel yanı ama zor olanı da her karakterde değişen 4 adet tonlama var. Aynı karakter ya da kelimenin birden çok anlamı olabiliyor, ifadeleri okunuşları çoğunlukla kolay değil, biz düz konuşmaya alışmışız bu dilde illa ki vurgular tonlamalar olacak. Yoksa konuşman çok anlamsız olabiliyor.

Başlık diyor ki " ülkeme gitmek istiyorum" .

5 Haziran 2010

Olan Biten

Babacığım merak etmiş siteye birşey eklemeyince. Sorun var, güzel fotograflar ayırmıştım bir dahaki yazıya deneyeceğim, birkaç denemenin sonunda fotografsız yazıyorum.

Günler çok hızlı geçiyor, daha bir dolu.

Deniz'in en yakın arkadaşı Kashni. 2,5 yaşında Hintli bir kız, şirinlik muskası. Çok iyi anlaşıyorlar. Neredeyse her gün görüşüyorlar. Bu hafta beraber Kids Gallery'e başladılar haftada 2 gün 1,5 saatlik, müzik ve oyun ağırlıklı Creativity; diğeri de Deniz'in bayıldığı boyaya bulandıkları Art&Craft dersleri.

Kashni' nin annesi Shelley bana bir lise arkadaşımı hatırlatıyor. Çok rahat çok şeker bir kız, ve de yardımcı, birçok konuda bana rehber oluyor, hayatımı kolaylaştırıyor. USA' dan buraya gelmişler Kashni orada doğmuş 8 aylıkken Çin' e gelmişler daha 3-4 sene buradalar. Kashni minicik haliyle 3 dil biliyor şimdiden. Bize çok benziyorlar aile yapısı, alışkanlıklar. Geçen hafta cumartesi Shelley'lerde akşam yemegindeydik 3 aile. Israil'den 22 aylık Ila'nın annesi Rachel, ben ve Shelley kendi ülkemize has birşeyler pişirip paylaştık. Hintli aile vegeteryan oldugu için yemekler etsiz ama çok lezzetliydi. Tabaktan yalanıp yutulan mancam ve meyhane bulgur pilavım çok güzel olmuştu neyse ki. 3 ülkenin de damak tadı birbirine çok benzer. Tavuk ayağı, kanadı ve bilumum kıkırdak favori yemeklerinden biri olan, yemeklerde bizim kullandıgımız maydanoz dereotu gibi yeşillik yerine pişmiş marul kullanan, pilavı yağsız kupkuru sunan Çin yemeklerinden sonra bu sofra bana çok daha yakın geldi kesinlikle.

Hakkını yemeyelim çok güzel Çin yemekleri de var. Ayan' dan boş vakti olursa bize Çin yemeği pişirmesini isteyeceğim, Deniz' in de biraz alışması gerekiyor ilerisi için. Tabi meyvasız ve şekersiz bir yemek olması kaydıyla. Ayan Anniina' nın Ai'si, yani yardımcısı.  Haftada 2 yarım gün bize de gelmeye başladı başka boş vakti yok, biraz olsun rahatladım beni bekleyen koca bir ütü dağı bitiverdi sonunda. Deniz o evdeyken hep peşinde, çok sevdi hemen kanı ısındı hatta bugün beraber oynarlarken bana sen git anne dedi sıpam!! Güleryüzlü, çok kibar bir kız, en büyügü 15 yaşında 3 çocuk annesiymiş  inanamadım çoğu Çinli kadın gibi yaşından genç duruyor. Ayan gelince Deniz'e daha çok vakit ayırabildim evin içinde, bugün renkli kağıtları kesip yapıştırıp, parlak süslerle donattığımız kocaman bir dinozor yapıp oda kapısına astık o kadar mutlu oldu ki.

Birşeyler eksik, denizle içiçe büyümüş yaşamış biri olarak fena halde denizi özlüyorum. Ve bir daha Tr.ye döndüğümde havadan şikayet etmeyeceğim. Burada yaz böyle geçermiş, güneş kendini fazlasıyla hissettirirken yüzünü çok az gösteriyor, puslu bir hava, çok sıcak her an sağanak bastırma olasılığıylasın.

Ve bir an unutulmadan. Bu akşam Deniz'i uykuya yatırırken yanına uzandım sarılmak koklamak istedim. Bu günleri de görecekmişim, bana anne kalk kendi yatağında yat, çok büyüksün rahat edemedim dedi, beni odasından çıkarıp uyudu. Gece anne kalksana çişim geldi diye yanıma gelip uykusuna bizim aramızda devam edecek çok eminim ama.

Şu anda önümde 5 kilo Foça yoğurt olsa yiyebilir miyim ki? Hadi 3 kilo olsun.