20 Kasım 2009

Kitap

Bir "Kitap" mimi gelmiş sevgili Füsun'dan. Denizce'si "bipap" olan..
Başlayalım;

1. Şu an okumakta olduğunuz kitap/kitaplar, kısaca konusuyla?

Susan Striker Çocuklarda Sanat Eğitimi var elimde, arada okuyorum bakınıyorum.
Leyla Sakpınar Resimde Çocuklarla Keşfet 'e de eş zamanlı bakıyorum, adı üstünde ikisi de çocuklar ve resim/ boya/ oyun çalışmaları üzerine.
Paul Auster New York Üçlemesi 'ni de okuyorum, yıllar önce üçlemeden Cam Kent ve Kilitli Oda'yı okumuştum üçlemenin toplandığı tek kitap elimdeki.

2. En son aldığınız kitap/kitaplar?

Kendime Paul Auster New York Üçlemesi, Deniz'e Tübitak Yayınları'ndan Anna Milbourne Yağmurlu Bir Gün, Zaman, Karşıtlıklar ve Erdem Yayınları'ndan Pituki ve Bulut Bubi.

3. Şimdiye kadar okuduğunuz kitaplar içinde en çok sevdikleriniz?

Başta Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi serisi, keşke bitmeseydi.
Amin Maalouf okuduğum tüm kitapları Afrikalı Leo, Semerkant, Yüzüncü Ad- Baldassare'nin Yolculuğu, Tanios Kayası ve Doğu' nun Limanları.
Rowling' in Harry Potter' ları var bir de, fantastik hikayelere kitap ve filmlere bayılırım.

4. Bir türlü bitiremediğiniz, bitirseniz de sizi okurken illallah ettiren kitap/ kitaplar?

Elif Şafak Bit Palas, diğer kitaplarını tek seferde bitirirken bu çok zorladı beni aylarca elime aldım aldım bıraktım.
Richard Bach Hiç bir şey Raslantı Değil de var.

5. Elinizdeki bitince okumayı düşündüğünüz kitap?

Stephenie Meyer Twilight serisi.
Ya da çook önce alıp okuyamadığım Alain de Botton Statü Endişesi.

Ben de Berna' ya, Elif' e ve Pelin'e atıyorum topu.

19 Kasım 2009

Deniz 22 aylık

2 ye 2 kala..

Çok tatlı acayip birşey bütün çocuklar gibi.. dün sabah beni "annecim accıttım" diye uyandırdı..acıkmış..

Evde aradığı birşeyi bulamazsa "ayyah ayyah" diye ellerini açıp öne uzatıyor..
tamamen benden kapma bu hareket Allah Allaaah..

Çok seviyorum..
O kadar ki bencillik edip bazen uyurken yanıma alıyorum sırf izlemek nefesini duymak koklamak için.
Annelik sağlığa zararlı ..

18 Kasım 2009

İstanbul

İstanbul' a gittik,
eski arkadaşım Merve ve 2 tatlı oğluylaydık.
Hava şansımıza orada bulunduğumuz süre boyunca güneşli ve sıcaktı,
Kasım ayında İstanbul'da olup ta kısa kolluyla sokaklarda gezeceğimi düşünemezdim.

Deniz' e çok yaradı bu seyahat, bir sürü erkek çocuk yaramazlığı öğrendi daha bir hareketlendi nasılsa.
Çocuklar büyükleri değil çocukları taklit edip örnek alıyorlar, 4 gün boyunca 24 saat beraber olunca ilk defa bu kadar çok şahit oldum.

3,5 yaşındaki A.Taylan, 18,5 aylık M.Levent ve Denizkızı.

Üçü de birbirlerinden çok şey kaptı ve en güzeli hiç yadırgamadılar birbirlerini ilk andan itibaren.
Genelde 3 yaş grubu çocuklar Deniz onların peşinde koşturup oynamak için deli olsa da bebek o diye burun kıvırıp yüzüne bakmıyorlar, düşündüğüm gibi olmadı bu kez.


Halimiz pek komik ev kreş gibiydi. Bazen yerlerde aslan dansı yapan, bazen terlik ya da oyuncak kavgasında bazen beraber koşuşturan birbirini kovalayan bazen de beraberce balkon sefasındaydı ufaklıklar. Biz de biraz nefeslenip kahve içip sohbet etmeye çalışanlardık Merve'yle.
Dilara da bir gece kalmalı gelince ev iyice şenlendi. Henüz bekar olan Dilo'muz ilk anda şaşkınlığa uğrasa da çabuk adapte oldu.

Çocuklar görüp beraber yemek yerler dedik ama Deniz'in mama sandalyesi yerine normal sandalyeye oturup yemek istemesi dışında bu olmadı, kahvaltı dışında pek yemek yemedi , İzmir'e dönünce de devam etti, bu aralar düzeldi neyse ki artık kafa yormayacağım neden neden diye bir süreç geliyor ve geçiyor.

Ama ilk defa baklava yedi, 2.kez vermem için ağladı başımda.
Muhallebi hiç yemezdi yemeye başladı, eve dönüşte yaptığım fırın sütlaçları da afiyetle yedi.
Kahvaltıda fındık ezmesi yemeye başladı; şekerli şeylere dilini sürmeyen kızımın damak zevki şekerlendi azıcık.
Süte "bu" yerine "jüt" demeye "kagi" olan kardeşe "kardeş" demeye, "arkadaaaş" diye bağırmaya başladı hatta eve döndüğümüzde ara sıra aklına gelip sesleniyor.


Merve 3 çocukla nasıl olurmuşu ben de 2 çocuklu hayatı denemiş olduk, karar veremedik değil mi Merve :)))

Ben yüz yüze sohbetini çok özlediğim arkadaşımla üç çocukla da olsa uzun zaman geçirebilmenin, Deniz de arkadaşların ve oyunun tadını çıkardık.

Bu iki ufaklık habire birbirlerine sarılıp durdular.

M.Levent uzaktan kollarını açıp Deniz'e doğru gidiyor, Deniz de ayy deyip yanaktan öpüp sırtına pat pat yapıyor.


Moms Cafe'de çamurla karışmış çimlerin ortasına oturduk sağolsun ortalıkta gezinen tek görevli içeriden de habire çocuk masası sandalyelerini ve oyuncakları yanımıza taşıdı. Hepimiz çamura battık Omo reklamı çevirdi bizim minikler.


Ne güzel bir gülüştür bu.


Deniz tekerlekli kaplumbağayı eline geçirmiş olmanın sevincini yaşarken.




Yolculuğa dairse, ilk uçağa binişi ne yapsam da oyalasam derken Deniz beni utandırdı hiç zorluk yaşamadım, bulutları ufalan manzarayı izledi bolca da çevredeki yolculara kikirdedi oyun yaptı.

Hızlı, yorucu ama çok eğlenceli geçti İstanbul. Dilerim bu üçlü de annelerininki gibi sağlam ve uzun bir dostluğa sahip olsunlar.

5 Kasım 2009

Organize işler


Meraklı Minik Temmuz' 08 sayısında rastladım mutfak setine bu ara habire tabak çanağı dolaplardan çıkarıp yemek masasına dizen Denizkızı' na çıktı alıp düzenleyip lamine ettim.
Masayı kurdu herşeyi yerli yerine koydu sonra da çatal, bıçak ve kaşığı bardağın içine koyup bana uzattı yeter bu kadar diye..

Yanımdaki mandalinlerdeymiş gözü, ben iri iri soydum temel şekilleri kesmek için, o da minik minik soyup şap şap afiyetle yedi.
Sonrasında şekiller puzzle'ındaki parçalarla mandalin kabuğundan şekilleri eşleştirdik.


İleride de bu kadar hevesli olur mu ki ev işlerine. Ben ne zaman elime süpürge, fırça, toz bezi vesaire alsam men meenn!! bem de bem dee!! diye bacağıma ya da elimdekine yapışıyor önce ona veriyorum o yapıyor ben de devamını, tabi bana geri verirse. Ne yaparsam yanımda olmak istiyor, en güzel oyun bunlar ona heralde.


Geçen cumartesi sabahı temizlik yaptık beraberce önce çamaşırları makineye doldurdu.
Neyse ki artık Diego'nun yıkanmasına da izin veriyor, önceden diego yıkanacak annecim çok kirlendi dersem kıyametleri koparıp diego'yu kaptığı gibi kaçıyordu, şimdi makineye kendi koyuyor.
Çamaşırlar yıkanıyor ve Diego dahil dışarı çıkarılıyor ,ama diego'nun kurumasına en fazla 10 dak tahammül var sonra başlıyor balkon kapısında dikilip "diego ooyda aç açç açç aaaçç" diye.


En sevdiklerinden biri bulaşık makinesini boşaltmak, oyuncak değil gerçek tava tencere olacak. Kesici veya tehlikeli aletleri çıkarıp ona izin veriyorum o bir yandan ben bir yandan, henüz bir şey kırılmadı bakalım. Hepsini masaya diziyor ben alıp yerleştiriyorum. Makina boşalınca da tabii ki "amma bi baa bi baa" !!

4 Kasım 2009

Buluştuk..

31 Ekim Cumartesi, Patlıcan..
Deniz ve ben arkadaşlarımızla buluştuk,

Berna & Ekin, Orkide & Ege, Elif & Alpi, Işıl & Sarp, Helil & Eren, 6 anne ve 6 kuzu, hava soğuk yağmur da başladı başlayacak ne yapsak mekanı mı değiştirsek derken her şey yolunda gitti, Patlıcan'ın çimlerine yayıldık masada biz değil çanta ve bebek malzemeleri, yarısı yenmiş gözlemeler, mandalin suları ve çaylar konakladı.


Minikler park alanından ayrılmak istemeyince çoğu zaman parkta kısmen de çimlerde geçti. Kumlarda oynadılar oyuncakları taşımaya kalktılar çimlerde yuvarlanıp koşturdular, top kaçırıp oynadılar, gün minikler için eğlenceli anneler için soğuk havayla ilk karşılaşma olduğundan telaşlı biraz da yorucu geçti ama biz de çok eğlendik bolca güldük. Montessori' yle tanışmamız fikirler, oyunlar ve etkinlikler, ev düzeni ve daha birçok şey yanında arkadaşlık açısından da bize çok şey kattı süreceğini dilediğim güzel arkadaşlar edindik kızım da ben de.

Hava kararıp soğuk da iyice bastırınca grip korkusu hakim ama hadi 10 dakikayı geçmeyelim oynasınlar değişiklik olsun diye yakındaki Özdilek oyun alanına gittik.
Deniz gemmi gemmi diye tutturunca bebek kamikazesi diyebileceğim gemiye bindik anneler mi bebekler mi eğlendi daha çok bilmem.

Ege & Deniz otomobil sefasında inmek bilmediler biz de bütün jetonları harcadık Orkide' yle.


Deniz bir ara masadaki bardak kaşık takımına yönelip çay doldurup boşaltmaya başladı,
bu arada Ege Deniz'in elini bırakmıyor koltukta annesi üstünü değiştirirken :)

3 Kasım 2009

Karagöl


1 Kasım.
Kısa kollularla gezip arada örtünürken bu haftasonu kış geliverdi.
Hava buz gibi oysa biz hiç hazır değildik miniğin kışlık montu bile yok henüz.

Önceden yapılan planlar sağnak yağmurla beraber suya düşmez, Yamanlar Dağı' nın kızıl ve karaçamlarla çevrilmiş bozuk mu bozuk yollarında Deniz tıngır mıngır beşikteymiş gibi uyurken, söğüt ve çınar ağaçlarıyla kaplı eski krater gölü Karagöl' e varılır.


Kimsecikler yok, girişteki görevli amca birşeye ihtiyacınız olursa ya da kahve isterseniz sesleniverin diyor. Bizim kahvelerimiz çaylarımız yanımızda atıştırmalıklarımız da. Yağmur hiç durmadı sessiz sessiz yağdı böylesi daha güzel sanki yağmuru izlemek, pıt pıt toprağa düşen sesini dinlemek, ördek ve kazların yağmurda gölde yıkanışını seyretmek.

Krater gölü Karagöl'e giden yollar da minik kraterlerle kaplı sanki çok bozuk.


Yağmurda dans.


İnsan kazların yerinde olmak ister mi hiç.

Yağmuru elleriyle yakalamaya çalışan minik ördek.

Yağmur yağıyor seller akıyor Denizkızı camdan bakıyor


Küçük şebek iş başında.

1 Kasım 2009

Ekim biterken

Birkaç gezi turlama daha sonbaharın son demlerinde..


Deniz'in "deyde" si Seren'le Kemeraltı Kızlarağası.

Meydandaki kuşlarla şaşkın bir koşturmaca, Deniz teyzenin kokoş gözlükleriyle yan masalara oyun yaparken rahatça dibek Türk kahvesi yudumlama, köfte yemece ama Deniz'e yedirememe, bitmeyen kuyruğunu görüp bizim de kuyruğa girdiğimiz leziz şambaliciyi keşif, incik boncuk alışveriş,
ve dönüşte vapurda herkesin başını döndürmece, anneyi martılara atmak için mama isteyerek bıktırmacayla geçen yorgun ama güzel bir gün.

Ha bir de teyzeden çok gerekli bir sözcük olan "Amanın" ı öğrenip yoldan geçenlere Amanınn diye bağırmaca, unutacağını umarken.

29 Ekim.
Sabah erkenden Gülcan ve Özgür'le kahvaltıda buluşmak için yoldayken durup 29 Ekim vapurunu seyrettik. Deniz vapur' un bayram düdüklerine eşlik etti kaptanın çalışını taklit ederek. Cumhuriyet Meydanındaki kutlamalara gidemedik, bir güne dilediğimiz herşeyi sığdırabilsek..


Karınlar doyunca, Denizkızı da oyuna doyduktan sonra mis gibi nemli toprak ve ormanın kokusunu içimize çekerek Manastır düzlüğüne çıkış ve mini piknik.


Karahindibalara Deniz'in elinden kurtuluş yok püfff püff !!


Yoğun bir çaba var !!


Kozalaklara da..