29 Nisan 2011

İlginçlikler güzellikler vs..



Çin' de yaşamanın enteresan yönlerini yazıyordum bir ara di mi..

Devam edelim. Manikür pedikür. Ama öyle bildiğimiz gibi değil fazla süslü janjanlı. Kayan yıldızlar gezegenler iste el ayak tırnaklarına çizsinler. Oje kısmı bitince akrilik boya incecik fırçayla resim çiziyorlar. Ben bir kere gittim o da geçen yıl ülkesine dönen, geçen Kasım' da bir haftalıgına tatile gelen arkadaşım Anniina' nın üstelemesiyle oldu denememiş olmadım böylece, Skype tan annemlere bile gösterdim tırnaklarımı. Bana çok fazla, ama buradaki yabancılar çok seviyor hepsinin tırnaklar ışıl ışıl nasıl bozmadan tutabiliyorlarsa. Benim kırmızı süslü tırnaklar 2. gün bozulmaya başlamıştı bile. Anniina fotoğrafları yeni yollamış ben de unutmadan yazayım. * Foto Anniina'nın elleri.

28 Nisan 2011

Bayram, suçluluk halleri..



23 Nisan. Deniz' in bayramı olsun o gün hatta haftasonu tastamam onun olsun. Ne isterse o yapılsın nereye isterse gidilsin. Hep giymek istediği elbiseler eteklerle gezsin takıp takıştırsın koşsun oynasın.



Bende bir suçlu hissetme hali var ki. Hala söylerken şaka gibi gelen Çin' de yaşamak. Dede anneanne halalar amca kuzenlerden uzak büyüyen, büyütülen bir çocuk. Yalnızlık ve hamilelik, Çinli doktor ve hastane görevlilerine dert anlatmaya çalışma, aradaki kültür ve anlayış farkı, çözüm bulamama ve sonunda mevcuda razı olmakla fazlaca yüklenmişken Deniz'e de ben yükleniyorum arada. Sadece 3 yaşında olduğunu unutup beni anlamasını bekliyorum ondan, ya sürekli ona kızarken ya da ona açıklama yapıp sarılır, özür dilerken buluyorum kendimi.  Arası olmalı değil mi?  Dengemi şaştım. Ne kadar arkadaşlarıma muhtaçmışım meğer ne kadar çok yerleri varmış hayatımda . Zaten biliyordum bunu şimdi yaşıyorum.



Sıkıntılı bir 23 Nisan anı yazısı oldu belki ama güzel geçti kendimce ona çocuk bayramını yaşatmaya çalıştım. Deniz'le dilimizde 23 nisan şarkısı çocuk bayramı diye diye sabah evden çıktık seçtiği elbiseyi giydi kolyesini halhalını taktı. Ona çok sevdiği pembe güllerden aldım bayıldı. Mağazada pek süslü Çinli çocuk kıyafetlerinin arasından çok şirin beyazlı mavi çiçekli onun deyimiyle sallanan etekli bir elbise bulup aldık. Sonrasında pazar gezip wet markete gidip istediği kadar balıkları kaplumbağaları izledi. Hatta turuncu bir balık, havuzundan kaçıp onun üzerine cupladı bizimki biraz korku biraz sevinç uzunca gülüştü. Arkasından parkta çocuklarla oynadı koşturdu.



Pazar günü de Safari Park. Deniz' in gitmekten bıkmadığı yer. Onu da küçük bir şempanze olarak alacaklar yakında maymunların yanına. Gezerken yolumuzu şaşırıp bir de atlı karıncalara rastlayınca o gün güzel bir anı oldu ona. Dönerken şimdi de uçurtma uçuralım diye sayıklıyordu.





Akşamına üstünde Cars tshirtü, kafasında da Tanem teyzesinden gelen doğumgünü sürpriz paketinden çıkan bayıldığı tavşanlı şapkasıyla bulaşık yıkadı, çook mesuttu çok.

Mutfaktan çıkmayan sabah bugün ne yemek pişirelim annecim diye taburesiyle mutfağa dalan kek tarifi veren ben yaparım anne önemli değil diye benden önce sebzeleri malzemeleri çıkarıp her işe girişen bir cüce var bizim evde. Suları alaşağı edip dökünce  -aaa tamam anne tamam tamam önemli deil deyip eline kağıt havlu geçirmesine çok gülüyorum. İşleri abartırsa da kapı dışarı ediliyor ama.

20 Nisan 2011

Balıklarcık



Artık onun balıkları var. Sonunda Deniz'e söz verdiğim balıkları alabildim.

2 haftayı geçti, her sabah balıklarcık da uyanmış mıdır diye yanlarına koşuyor, ve hep aç olduklarını iddia ediyor. Beslemek onun görevi, yemlerini avucuna veriyorum yemek saatleri törenle Deniz'in çığlık ve kahkahalarıyla gerçekleşiyor. " siz çok tatlısınıııız balıklarcıııık" diye de konuşuyor onlarla.

İlk gün başlarına kedisini dikmiş, neden koydun diye sorunca balıklarım kaçmasın diye kedimi koydum dedi. İlk günün akşamı da yatağına balıkları alıp uyumak istedi.

Ha bir de bu var - anne balıklar kavgalanıyorlar - hı?? - kavgalanıyorlar - anlamadım denizcim napıyorlar? - annecim kavgalanıyorlar yani karınları kazınıyor yemek istiyolar - ???

8 Nisan 2011