Denizkızı diyalogları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Denizkızı diyalogları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mart 2010

Yolcudur Abbas

anne ben tepeye çıkağım beyabey atlayağım mı? nütfen geliy miçin çen de nütfen?

Bitiriyor beni bu "ç" li konuşmaları, bir de kibar kibar olmayacak şeyleri istiyor sıkıysa olmaz hayır de, dolaptan çikolatayı almış "napıyoçun anne çukuğata veyeyim mi çana? istey miçin ben de yerim annanne de yeçin açay mıçın?"

6.ay, 9, 15, 18, 20 derken hepsinin en güzel zamanları olduğunu düşünmüşüm. Şimdi de bu zamanları en güzel diyorum. Zorluklar hep var onlar bir yana hiçbir anını unutmak istemiyor insan. Bugün saçımdan tokamı çekip aldı çaçını toplama anne açık kalçın diye iyi dedim peki benim bir türlü beğenmediğim saçlarımı beğenen biri çıktı..

Deniz'in bu ara keyfi yerinde, babanın gidişini izleyen 2 hafta daha önce hiç olmadığı şekilde hırçınlaştı huysuz cüceye dönüştü. Nedensiz yere sebzeliğe gidip eline portakal geçirip fırlatıveriyordu ya da yemek vakti eline çatal kaşık verince hoop yere yemekle beraber. 2 yaş dönümünden çok babasının yokluğuna bağladık bu hareketlerini, sabırla atılmaz yere diye alıp portakalları yerine koydum kaç defa dişimi sıkıp. Ona kızıp bağıramayınca ağladığım isyan ettiğim de çok oldu.

Alıştı, ilk haftalar babaya gidicez mi ne zaman gidiyoruz nasıl? baba gelecek mi soruları bitti, yerini babasıyla yaptığı bazı oyunları hareketleri yapıp, kikirdeyip "baba böyle dapıyodu anne kommik" demeler aldı.
İzmir'de kaybolan gündüz uykuları burada 2,5-3 saatlik uzuun uykulara döndü.
Sabahlar aynı 6.30-7.00 de uyanış ayağa dikiliş anne kalk oynayalım!! ben de zıpkın gibi gözlerim pırıl pırıl kalkabilsem onun gibi nasıl bir enerjidir bu.
Küçücük şeylerden çok mutlu oluyor dede bana ne getirdin diye koşturuyor, elma getirdim deyince havalara uçuyor, ufacık bir komiklik yapayım katılıyor gülmekten.

İnatçı küçük keçi, çok başına buyruk umrunda değil kolunu sallaya sallaya ya da kaçıp gidiyor sokakta markette, ne istiyorsa o olacak. Parkta, yollarda çocuk görsün acayip seviniyor yanlarına gidip ismin ne senin napiyoçun diye konuşmaya çalışıyor. Gittiğimiz yerlerde hemen arkadaş ediniyor oynayalım mı, oynar mısın benimle diyor.


Annanne ve dedeye çok alıştı, o kadar seviyor ki onları, Çin'e gidince bu sefer de dede nerde annanne ne zaman gelecek demeye başlayacak eminim, o çevreye dalıp biraz alışsa da ben alışamam ki özlemlerine.


Her sabah erkenden ben kahvaltıyı hazırlarken annemle fırına gidip ekmek alıyorlar, bahçedeki çiçeklere, börtü böceğe günaydın diyerek güne başlıyor.
Sokak çocuğu oldu burada. Böcekler salyangozlar kankası, köpekleri hiç söylemiyorum bile. Bir gece uyku öncesi yarı uyanık yarı uykulu bana anlattıkları;
- ben koyktum attan anne
- nerede gördün ki atı annecim?
- bahçede göydüm çabah caddede (sanırım eskiden gördüklerini uyarlıyor ben hiç civarda at görmedim)
- atlar beni çevmiyor anne
- olur mu Deniz'cim bütün hayvanlar seni çok seviyor sen de onları
- ebet köpekley beni çok çeviyor anne ihi ihi
- at bana brrs dapıyor anne çevmiyor beni
:))

Şalyangojun kommik sümüğü vay anne bakçana!!


Uyku öncesi yatağına yatırıp dalmasını beklerken bana mutlaka "anne ceni çok çeviyoyum" diye fısıldıyor, Diego'yu da unutmuyor ardından "ben Diegomu da çok çeviyoyum".




3 Nisan' da uçuyoruz nihayet, Ateş hasretimize dayanamayıp biletleri çoktan aldı almasına da vizemiz hala çıkmadı. Bugün itibariyle konsolosluğun geri çevirdiği ilk sağlık raporum üzerine, Muğla devlet hastanesinde uğraşıp 2.sini aldım ve yolladım. 2-3 günde vizenin çıkması bizim de salimen uçağa binmemiz gerekiyor. Şansa ihtiyacımız var.

Raporu alırken sağlık personeliyle aramızda bolca Çin muhabbeti geçti , doktorların çoğu ne güzel gidin gelmeyin ülke ne hallere geldi biz de gitsek keşke derken, hemşirelerden bazıları ne işiniz var orada aaa minnacık çocuk böcek mi yiyecek diye kıymetli yorumlarını esirgemediler. Açıklama yapmak içimden gelmedi kızartması güzel oluyormuş dedim.

Çin'den haberlere gelince; A. gayet memnun beni ısındırıyor mu yoksa bilemem gidip göreceğiz nasılmış. İnsanlar canayakın güleryüzlü diyor, uzaylı değillermiş neyse ki!!
8 Mart Dünya Kadınlar günü'nde kadınlar işe gitmemiş, ofiste kendi isteğiyle gelen 1-2 bayan çalışan varmış onlar da ellerinde çikolata gezdirip ikram etmişler.
Barbunya zannedip aldığı konserveyi yerken yer fıstığı olduğunu anlamış, adamlar basbaya yer fıstığını alıp barbunya usulü pişirmişler. Ekmek makinası almış mis gibi ekmekler yapıyorum diyor, günlük sütle de yoğurt. Ptt kargo ile yüzeyden gönderdiğim ilk paket 15 günde ulaştı çaydanlık ve yoğurt makinamızda hasar olmadan.
2 kutu daha gönderdim. Pili hiç bitmeyen, beni hiç yalnız bırakmayan canım arkadaşım teyze Seren gene işbaşındaydı. Onu da sığdırırız bunu böyle koyalım bak nasıl sığdı milim yer kalmadı derken en son Deniz'in minik sandalyesini de söküp kutuya yerleştirdi. Ben Seren'i de kutulayacaktım az daha. Kan ter içinde hazırladığımız bu iki kutu da dün eline geçmiş Ateş'in 10 günde inanamadım.

Benim kafamda bin tane tilki. 2 yıllık çalış(a)mayan annelikten çalışan anneliğe geçiş yapma planlarım suya düştü, hoş zaten İzmir' de bir sürü işveren de kapılarını açmış beni beklemiyordu ama çabalayacaktım en azından. Deniz doğunca çalışmamak, işi bırakmak tamamen benim tercihimdi. Güvenebileceğim tanıdığım birileri olmayınca Deniz'i kimselere bırakamadım. Bebekle geçen zaman geri gelmez, her anını yaşayayım ilklerini hastalıklarını ne yedip içtiğini bileyim, oyunlar oynayayım mutlu büyüsün istedim. Daha basit yaşadık isteklerimizi kıstık, dengeledik. İş hayatının getirdiği sosyallik, ekonomik özgürlük vazgeçilmesi zor olan. Bebekle sosyalleşmeyi de öğrendik zamanla, kısıtlı da olsa.
Hep ben ilgilenince hatalarım da oldu fazla koruyucuydum bir ara, kimselere bırakamayıp anneme bile bırakırken on tane şey söylüyordum. Herşeyi tek başına üstlenmenin dezavantajı da bu. Annelik her haliyle çok güzel, çok zor.


Kısa bir ara yazmayınca insanın eli gitmiyor bir türlü, ama eline geçirince de böyle her telden çalıyor. Aşağıdaki fotoğraf Ateş'in ablası Seba ablanın sergisinden. Marmaris' te denk geldik harika oldu, hastaydı gelemeyince ona bilgi toplayıp fotoğraf çektik bolca. Deniz de halasının resimlerini inceledi galeride bolca koşturdu.
O gün sokaklarda olup hiç uyumayınca da akşam erkenden bayıldı. Ama önce resim defterinden resimlerini kopartıp duvara asalım istedi. Diego'ya sergisini gezdirdi.



benim çeygim'e bakın!

Aşağıda da süs hazırlıyor, makas yapıştırıcı kağıt tabaklar simler yayıldı masaya "babaya çüç hazırlayalım " diye. Makasla kesemiyor henüz iki eliyle açıp geçiriyor parmakları ama çabasını görmek lazım dili dudakların arasına kıstırmış kesmeye çalışıyor.


Haftasonu İzmir'e dönüyoruz bir post daha yazabilirim umarım. Internet bağlantım birkaç gün sonra olmayacak bana şimdiye kadar mail ve telefonla ulaşan, hiç görmediğim halde sevgilerini, önemsemelerini hissettiğim, internetin bana kazandırdığı dostluklar için çok teşekkür ederim.

21 Şubat 2010

Geçen günler..

Yakında bloga hiç yazamıyor olacağım hatta girip bakamayacağım bile. Hiçbirine, eski arkadaşlarımın, blog sayesinde arkadaş oldugum blog dostlarımın.
Üzülüyorum. Çok bağlanmışım. Çin denen bilinmeyenimde bloglar ve diğer paylaşım siteleri yasak, hükümet çok katıymış bu konuda ülkelerini küçük düşürecek herhangi bir fotoğrafın bile dışarı çıkmasına tahammülleri yokmuş. Başka yollarla çıkamayacak mı sanki bu yasak kardeşim mantığını anlamıyorum. Keşfedilen bir yol ertesi gün devletin hackerları tarafından kapatılıyormuş paralı programlar bile.
Ateş denemiş blogspota girememiş ama gmail çalışıyormuş.

Çok tuhaf hissediyorum son yazılarımı yazayım yaşananların hepsini minicik de olsa kaydedeyim istiyorum vakit buldukça.
İnsan eşyalara bile nasıl bağlanıyor. Eşya götürmüyoruz oraya astarı yüzünden pahalıya gelecek diye onlardan bile ayrılmak zor. Ne saçma geliyor kulağa ama öyle.
Yoğurt makinası, birkaç olmazsa olmaz eşya, Deniz'in kitapları birkaç oyuncağı, biraz kıyafet gidecek Ateş ekmek makinesi bulamadım derse onu da alacağım. Beni motive edecek birkaç da özel eşya alabileyim istiyorum. Şimdilik PTT Kargo en uygunu sanırım. Ne gerek var göndermeyin diyor herkes.
Herkes birşeyler söylüyor ya Çin' de ne işiniz var diyen ya da keşke ben de sizinle gelebilsem diyen. Destek de var köstek de.

Belki de beni mutlu etmek içindir Ateş burası çok güzel diye mesajlar atıyor, evimizden kocaman göl manzaramız var demiş. Eve aldıklarını listeleyip gönderiyor ütü masası küçük istersen değiştiririz yazmış bir de. Çok özledim onu işin bu yanı zor. Adsl bağlanacakmış birkaç güne az kaldı. Otelde kaldığı ilk gece görüştük ama Deniz skype işini pek sevmedi babasını yanında istiyor her sabah uyanınca ilk babayı soruyor babayı ayıyorum diye evi dolaşıyor.
..


Birkaç diyalog Deniz'den..

İtirazlar çok bu ara
- hadi Denizcim sağ kolunu da geçir,
- ı ıh giymiycem iççemiyom,
- sağ kol Deniiiiz
- sağ kolmıycam annee

Uyku öncesi kitap okuyoruz, minik kulak bütün sesleri duyuyor pür dikkat,
- anne du!
- dinne dinne!
- cu şeşi geliyoy (su sesi geliyormuş)
- aa nerden geliyor ki Deniz?
- dinne dinne! (bunu çok söylüyor işaret parmağını kulağına koyup)
- cudan geyiyor anneee
sudan geliyormuş ah kafam su sesi sudan gelir tabii benim de soruya bak.

Muffin kalıpları bulmuş mutfak dolabından poşeti de söküp hepsini yaymış taburelerin üstüne, yanında da kap kaşıklar.
- napıyosun annecim?
- kek dapıyom
- al tadina bakçana anne? *kaşıkla bir kalıptan alıp bana uzatıyor
- mmh enfes olmuş nam nam nam
- duy cuyun aktı
*kaşıkla çenemi sıyırıyor

Babayla evdeyken madagascar ve ice age izledi ya tv açmayan anneden de medet umuyor şimdi,
- bakabiyiy miyim teyevijyona anne?
- açamıyorum denizcim ben
- öyemli diil anne ben açabiyiyim
*önemli değil diyor çok komik ne duysa kapıp pat diye yapıştırıyor yeri gelince

Ekin her gün ağzında,
- Ekin'e gitçem ben anne
- Napacaksınız peki
- oynuycaj beyabey onunla
- Ekin'in oduncakları var alcam onlayı
- ya sonra?
- eve getiycem menim odama koycam
- Ekin' in haberi var mı bundan?
- hmmm.. dok!

Kapı zili çaldı yanlışlıkla
-kim geydi anne?
-kimse yok tatlım
-aykadaşlar geymiştir belkii ekin geymiştir ege geymiştir?

Kafede çay içiyoruz garsona bagırıyor
- ben de çay iççiom bi tane amca!

çok kullandıkları,
- peki şimdi dapıcaz annee?
- onun içinde ne vay pekii?
- o naçıl açılıyo anne?
- dapiç dapiç *yapış yapış demek
- dabaş dabaş * yavaş yavaş

Uzun zamandır söylediği ve ısrarla düzeltmedikleri,
- kucağma gelcem, kuccağma gelcem anne! kucak istiyor
- iyi ki doğduuum deniiij diye doğumgünü şarkısını söylüyor aklına estikçe..

30 Ocak 2010

Başka türlü bir şey


Anne olunca size yapılan her yardım daha bir anlamlı olur.
Anneniz başka bir şehirde yaşayıp 45 gün yanınızda kaldıktan sonra ara ara tekrar gelmek üzere gittiğinde küçücük bir bebekle kalakalırsınız.
Ona minnettarsınızdır ama bencillik eder onun da bir evi, arkadaşları, kendi hayatı olduğunu bilseniz de gitmesini istemez, anneanne ve dedenin aynı şehirde yaşamalarını istersiniz hep. İşten de ayrılmışsanız sosyal hayatın çok kısıtlı bir kısmına dahil olabilirsiniz, o da her isteyince değil.
İşte bu zamanlarda açılan bir telefon, nasılsın diyen bir ses, belki uzaklardan gelen minik bir hediye, bebekli hayata 10 dakika uğramakla bile gününüzü açan biri, minnacık bir yardım o kadar etkilidir ki, ilaç gibi gelir.
Arkadaşlarla aranızdaki bağ, daha da kuvvetlenir sanki bebekten sonra.

O, hamileyken özellikle son zamanlarda yanımdaydı, "Kımılcan" la konuştuk dışarıdan onu beraber sevdik. Hastanede herkesin bakıp ne kadar değişik dediği koca papatyalı, tek pembe olmayan kapı süsümü hazırlayıp odayı süsledi. Deniz'in yenidoğan bezlerine peçetelik misali bez tutmaçları bile yaptı. Odasına da vinilden kocaman duvar süslemeleri.
Deniz büyürken de her fırsatta yanımdaydı hiç sıkılmadan onunla saatlerce oyunlar oynadı, onun da benim de sıkıntılarımız uçuverdi yanımızda gülen bir bebekle.
Parfümler kremler kitaplarla dolu odasını yağmalamasına izin verdi, onunla çocuk oldu. Hepimizin zor zamanları oldu ama hiç ihmal etmedik birbirimizi.
1 yaş, 2 yaş derken eğlenceli hazırlıklar yaptı.

Bugün de çatkapı yanımızdaydı Seren, evde geçirilen bir Cuma gününde.
Düşünceli anneye ve kıpır kıpır miniğe sürpriz oldu.

Kızkardeşim olmasını çok isterdim derler ya teyze, anne yarısıdır diye.
Ama olsaydı S. den daha fazla sevilmezdi heralde ben ve Deniz tarafından.

- Ceyen teyje çay yapağım mı? Yimon da çıkayım,


Teyzeye şebek gülüşü nasıl yapılır inceliklerini gösterirken.

28 Ocak 2010

Kısa.. kısa..

Bir minik tavşan arkadaşlarıyla eğlenirken.

2 yaş dedikleri ilallah dedirten terrible two şehir efsanesi bizi vurmadı, şimdilik. Herşeyin "benim" yani onun olduğu durum dışında ne bir huysuzluk ne kendini yerden yere atmalar, çığlıklar yok.

19-20 ay civarı üst baş değiştirirken direnmeler ve sonunda bizim pes deyip onun da cıbıl cıbıl fırlayıp kaçtığı inatlar vardı. 2 yaş sendromu bu olsa gerek demiştik, bakalım belki de daha bir şey görmedik.

Playbarn' da Ekin, Sarp, Ege ve Eren' le.
Arada ayrı yerlerde dolanırken birbirlerini hatırlayıp soruyorlar Ekinn neeyde? Şayp neyeye gitti?

Playbarn' a ben ilk defa gittim, neden bu işi yapıyorlar ki dediğim asık suratlı, sevimsiz ablalar dışında herşey iyiydi biz de oturup konuşma fırsatı bulduk, zaman çabucak çok güzel geçti gidiş dönüş yolunda vapurda çektiğimiz soğuğa değdi fazlasıyla. Deniz'i vapurda zapdetmek çok güç bir içeri bir dışarı hava buz gibi. Bir de seven herkes ne yakışıklı minik oğlan diye sevdi kızımı hala mı kıza benzemiyor.

Gündüz uykuları bu hafta itibariyle rafa kalktı. Hafta başı azimle uyutmaya çalıştık, haftasonundan nezle oldu burun akıntısı var deli gibi de esniyor kesin uyur diye sabahtan bir posta ben, öğleden sonra da babası aynı odada yatarak denedik. İkimizi de uyuttu ben rüya bile gördüm kendisi uyumadı.
Uyandım, annecim uyumayacak mısın deyince "şşşş anne büyükk paağmak uyuyo hoyy pişşş yapıyo" dedi baş parmağını avuç içine koyup uyutmuş bana gösteriyor.

Babası yeni işine başlayana dek evde. Deniz' den mutlusu yok, hep gülen bir suratla geziyor baba gey diye komutlar verip Ateş'i yanımdan alıyor sen geyme diyor bazen bana bir de sıpa. "Alabiliy miyim? onu veyiy miçin?" diyor ama diğer filler hep emir halinde.

Madagascar izlediler babasıyla, Deniz King Julien'e hayran özellikle. İzlemek istediğinde "muudit aç baba" diyor filmdeki dans hareketleriyle yani "move it".
Ateş' in saçlarını tarıyor tokalar takıyor oyuncak kurutma makinasıyla kurutup çok gücel oldu baba diye ayna tutuyor fotoğraflamak lazım aslında ya bunları :)
Araba yarıştırma, bolca saklambaç ve ayı yürüyüşü de var tabii.

Çok uzun karışık bir post olacak ama yazamadım bayadır.
Deniz artık herşeyi konuşuyor, anlatıyor, çok soru soruyor. Unutmak istemediğim hatırladığım birkaç şey..

Her an bir soru, yavaş yavaş konuşuyor.
- kimi ayıyoçun? niye kapattın? *ben telefondayken

- içinde ne vay *tencerede yemek karıştırırken

- çok gücel oldu mu annee? *bir yerlere gidip kurdele doluyor ve bana gösteriyor

- baba neğeye gitti? ne jaman geycek?

- oooo neley aydıın? dışardan birisi elinde alış veriş torbasıyla gelince mutlaka.

- topumu iççiom onu naçıl ayabiliyim? *topu kaçmış koltuk altına

- benim çaakımı açşana anne? *müzik açık ama mutlaka kendi şarkısını istiyor

- napıyoj şimdii?

- ne koydun onun iççine? *nezlesi için Peditus ekledim portakal suyuna

Yanına hayvancıklarından birini oturtup kitabı açıyor masal anlatıyor,
- Bi jamanlaay, evvey jaman içindeee, buyadaa bi inek vaymııış ..

Espri anlayışı var şakalar yapıp gülüyor. Geçenlerde bir sabah yeni uyandım başımın üstüne Diego' yu koydu sonra da geçti karşıma,
- annee baçında ne vay? Diego vayy hehehe

"Komik" demeye bayılıyor, bugün dizleri üstüne fena düştü sonra da yere attı kendini ay ay diye, eyvah dedik çok acıdı ağlıyor, yanına gittim, katıla katıla gülüyor "kommik, komik oydum ben" diye.

Dışarı çıkarken giydiriyoruz harıl harıl hava buz gibi, bakıp beni nereye götürüyorsunuz böyle der gibi,
- ben neğeye gidiyoyum?

Yine bugün pencereye gitti üfleyip buharlanınca,
- bi tane adam çijiyom oyaya ben
- ....
- mmm adam naçıl çijiliyo anne?

Bezini değiştirirken söyleniyorum ne zaman tuvalete yapacaksın diye, cevap,
- bi jaman anne
- hımm hangi zamanmış o?
- bi gun

- Anne çıkı çıkı oldu, uff oldu bacağım
- Ne oldu?
- çıkı çıkı tuttu * eşofman üste sıyrılıp bacağını sıkmış sıkı sıkı diyor :)

Bu ara doktor gezdik biraz. Deniz'in deyimiyle "Dokdok amca" sına gittik 2 yaş kontrolüne. Kan idrar tahlilleri yapıldı ilk defa. Değerler iyi, et köfte ve balık yememesi kafaya takılmayacakmış yediği sebzeden de demir alıyormuş işte.
Boy uzamış yine 91 cm, 15 kg.

Geçen Pazartesi de göz doktorundaydık. Bir arkadaşımın göz uzmanı kardeşi, Deniz'i resimlerinden görüp bir göz doktoruna göstermemi istemişti. Her şey normal, burun kökü miniklerde geniş olduğu için bazen fotolarda şaşı gibi çıkabilirmiş, gözlerinde düşük numara hipermetropi çıktı. Bu yaştakilerde normal ve olması beklenirmiş, bunda sorun yok. Ama 2 göz arasında yarım derece fark olması nedeniyle 3 yaşta tekrar kontrole götüreceğiz, olası bir göz tembelliği riskine karşın.

Benden bu kadar çok bile yazdım. Karmakarışık bir post olmuş okuyabilenler affetsin..
Berna' ya fotoğraflar için teşekkürler..

23 Aralık 2009

Bem kütükken

Deniz 3-4 kelimelik cümleler kuruyordu ama son iki haftada ne olduysa dili birden atak yaptı, biz şaşkınlıkla ve keyifle izliyoruz.

Otoparkta babasına sesleniyor,
- baba bak ooyda bi kedi vay
- bak oyda da da bi köpek vay *bazen tek bazen çift bu "da" larin sayısı şaşabiliyor :)

Tek tek tane tane konuşuyor, bazen söylemeye çalıştığını anlamayınca üzülüyorum ne dedi ne demek istiyor diye kafa yoruyorum çok komik gerçekten.

Bugün üzerini giyiniyoruz durup dururken şöyle bir inciledi,
- uçakı biidim
- efendim ??
- uçakı biidim anne
- hıım uçağa mı bindin?
- hııı ebet
- bem kütükken uçakı biidim
- sen küçükken??
- ebet bem kütükken
- hımm
- ee-e daptım *küçükken uçağa binmiş uyumuş??

Kahkülleri uzadı gözlerine giriyor, bu defa kesmeyeceğim artık, bir kenara toplayıp toka taktım diğer tarafa da takmamı istiyor,
- bu tayafa da
- bi tane daa vay oyda
Tokanın diğer eşini kaybetmiştik yok, aradan zaman geçti babası gelince toka dolabına götürdü açmaya çalışıp şöyle diyor,
- Bundan iki tane vaydı !!

Bunda çok güldürdü beni,
ilk defa gördüğü çingene pembesi, yaka kenarlarında keçeden minik süsler olan bir bornozu inceliyor,
- bu ne?
- havlu bornoz annecim,
- annenin?
- evet benim,
- hııı
- menim oysun? menim oysun? *bunu sorarken kafasını da emme basma tulumba gibi öne yana eğiyor :))

Temizlik onun işi,
- anne peççete içtiom? *peçete istiyormuş
- napacaksın peçeteyi?
- temizlik dapcam
5 dakika sonra peçeteyi çöpe attı,
- noldu bitti mi temizlik?
- gene baçka peççete içtiom
- peki :))

17 Aralık 2009

Geyik kardeşler ve Çam ağacı

- Deniz bu ne?
- Ağaç
- Ne ağacı?
- Neni yıy

Gerekenler; 4 üçgen yeşil karton 1 dikdörtgen kahverengi karton kestik, etiketler, renkli pamuklar ve tutkal. Deniz pamukların üzerine de yıldızlar yapıştırmaya devam etti :)

Yeni Yıl ağacı fikir buradan : Our Crafts~N~Things.

Bunlar da Deniz'in el ve ayaklarından geyikler. En çok bunu sevdim ben.
Önce kartona el ve ayak izlerini alıp kestik. Gözler etiketten, burun pamuktan.

Geyik fikri link : Our Crafts~N~Things .

- Deniz ne yapıyoruz?
- Giyiiik !!

Sırada Kardan adam. Deniz kopardığı pamuklara tutkal sürerken parmağına bulaşan pamuklardan çok rahatsız oldu anne pij pij uff uf demeye başlayınca yarım bırakıp lavaboya koşturdu.

Kardan adamı biliyor görünce "daydan dadaaam" diye bağırıyor ama kar nedir onu bilmiyor ki yavrum canlı canlı görmedi henüz.

Akşam babası gelince ilk iş elinden tutup eserlerini gösterdi,
- bem daptııım!
- neniyııı neniyııı neniyııı *Yeni yıl kutlu olsun şarkısını söylüyor.

15 Aralık 2009

Deniz 23 aylık


Çok cadı oldun benim tatlı kızım.

Bu aralar alışkanlığın gecenin bir vakti uyanıp ooyda yatcam diye bizim yanımıza geliyorsun, sabah ikimiz kalınca beni yataktan atmadığın kalıyor ne tarafa yatsam üzerime gelip koca yatağa yayılıyorsun ben tam dalınca da annee bak annee kalk demeye başlıyorsun elinle yüzümü severken.

Çok da süslüsün bu aralar, sabah uyandın ve ilk işin benim kolyelerimin asılı olduğu bebeği gösterip "ooyda koyye içtiom takçam vey vey vey" diye başımın etini yemek oldu.
Ben kahvaltı hazırlarken sen kolyelerini taktın yanıma geldin koşarak "bijj geydiik" diye. Ben geldim denir annecim diye düzeltince de tekrar "bem geydiiik" diyorsun.

Hiç kızamıyorum, kafanı yana eğip annee accecimm diyorsun sımsıkı sarılıveriyorum sana hiç büyüme istiyorum.. Hep böyle bir yer fıstığı olarak kalsan, mağara adamları gibi konuşsan, dergilerde gördüğün ya da hamurdan yaptığımız yılanlara bile gösterdiğin şefkatin, sevgin hiç eksilmese.

11 Aralık 2009

Denizce


Bunları unutmadan yazmak istedim.. her gün yeni birşeyler yumurtluyor Deniz, çok şey unutulup gidiyor yerlerine yeni numaralar çıkıveriyor.

- Memoo yemek hazıır !
*anneanne dedeye seslenir çok nadir memo der normalde
- Deniz, dedeyi yemeğe çağırır mısın duymadı beni?
*Deniz merdivenin altından dedeye bağırır
- Meeemooo gey mama !!

Dün sabah gevrek alacağım gevrekçinin geçmesini bekliyorum kahvaltıyı hazırlarken, Deniz balkon penceresinden bakıyor bu arada,
- Napıyorsun annecim gelsene yanıma?
- gebekçiii hadi geey, accıttııım

Bugün suluboya yaptık öncesinde malzemeleri hazırlıyorum sabırsızlanıyor boya boya diye
- Deniz bi dakika az kaldı dur
- Beklee Deniijj

Anneanne soruyor Deniz'e
- Deniz sen anneannenin nesisin??
- Güğüü *gülü

Bugün hava kötü dışarı çıkamadık, beni perişan etti habire kucağımda çoğunlukla da bacağıma dolanmış gezdik az daha düşüyordum,
1 saat uykusu dışında yapışık kardeş gibiydik evde, uykudan uyanıncası daha felaket her türlü yaramazlığı huysuzluğu yaptı ben de kızdım sonunda, cevap da hazır en şirin haliyle,
- accecciiim bi baa dapmıycam

Bunlar da aklıma gelen komik kelimeleri,

Aaaç! kapaaaç! - kapıyla oynuyor aç kapat diye
Pöç - çöp
Ebet - evet
Dinono - dinazor
Apopo - ahtopot
Nunu - kedi
Yangalyoj - salyangoz
Kebedek - kelebek
Ceceç - yengeç
Ayı vıjj- arı geçmiş vız diye
Abada -araba
Kobacan - kocaman
Baçka - şapka
Ocundak - oyuncak
Mananin - mandalin
Dütcaç - sütlaç
Oblet - omlet
Yutata - yumurta
Cu- su
Jüt - süt
Kaabe - kahve
Cıcak & coğuk - sıcak soğuk
Cacımm - canım
Aççımm - aşkımm
joy - zor (portakalı soymaya çalışırken uf uff joy diyor)
ekçii - ekşi
yöj - söz
Budut - bulut
Cecen - Seren
Dinne dinne gumbürrr - şimşek çakmasını anlatıyor eli yanagında kulağını göstererek dinle diyor.

Fotoğraflar teyze Cecen' den.

9 Aralık 2009

Deniij

- Annecim çok fıstıksın yiycem seni
- I-ıh
- Ne fıstık değil misin?
- I-ıııh
- Aa nesin ya?
- Deniijj

İstanbul' dan arkadaşlarının yanından döndüğümüzden beri adını söylemeye başladı, bu kimin bunu kim içecek ya da yiyecek diye sorduğumuzda "Denijj", "Denijiin" diye cevap veriyor.

Marmaris' teydik, bayram öncesi gittik sonrasında da kaldık.
Ben de Deniz de çok özlemişiz oraları anneanneyi, dede ve dayıyı, oradaki evimizi ve Marmaris marina havasını.

Dedeyle bayram sabahı gezmesi.

Bu ara salyangoz sevdalısı her yerde arıyor buluyor "yalgalyoojj anne baak yangalyoj"



Arada da ben bir kaçamak yaptım, sağolsun canım annem kızını yorgun görünce beni İzmir'e gönderdi yalnız. 4-5 gün Denizsizdik kızkıza yemek yedik, arkadaşlarımızla bolca görüştük, sinemaya gittik, mor kasımpatlar aldım balkondaki saksılarımı doldurdum, bazen de boş boş oturdum özlemişim onu bile.
Uzun zamandır uzuunca konuşamadığım arkadaşlarımla sohbet edebildim ama hep laf dönüp dolaşıp ona ve son zamanlardaki muzırlıklarına geldi. Ateş le de durup durup ev ne kadar sessiz diye Deniz'den bahsettik durduk.
Ben ya da Ateş etrafta gözükmezsek sorun yok Deniz için herşey güllük gülistanlık orayı çok seviyor anneanne ve dedeyi de tabii. Ama ben etraftaysam vay halime boş oturmak yok anneye, herşeyi her işi anneyle yapacak anne anne annemm..

28 Ekim 2009

Haftasonu.. Dağlar dağlar


Gezginin karnı doyduktan sonra gözü pabucunda olurmuş..
Deniz de o misal bütün gün gezsek hiç yorulmadan hoplaya zıplaya yoluna devam ediyor, hiç uyumadan huysuzlanmadan..
Pusette uyumak tarih oldu çoktandır geri gelir mi ki?


Cumartesi Petshop fuarı'ndaydık, Deniz'in arkadaşlarıyla buluşamadık geç gittiğimiz için önümüzde 2 yaş sendromu ve trafik vardı. Evden zamanında çıkmak bir hayal oldu giyinmiyor soyunmuyor kendi seçiyor kendi giymek istiyor "bem dendim bem dendim" beni de kendi giydirmek istiyor elimden tarağı alıyor sonra tokaları da istiyor sonra parfümü sonra kremi yine tarağı şapkasını çantasını yok öteki çantayı..çok komik hallerdeyiz..
Elif berbat trafik var deyince geri dönüp arabayı bırakıp Deniz'in de favorisi vapurla gittik.


Fuar alanı neden bu kadar havasız ve sıcak. Deniz'le kitap fuarına gittiğimizde de aynı durum vardı ancak yarım saat dayanabilmiştik.
Deniz çıldırdı bir sürü evcil hayvanı bir arada görünce özellikle de köpekleri, biraz daha kalsak bir köpek alıp çıkacaktık, günün birinde o da olur adı da Diego olur kimbilir..

Pazar günü Bozdağ, Gölcük. -buradan bilgi alınabilir-
Yol uzun muzun hava yağacak gibi ama düştük yollara hiç pişman olmadık.


En son Deniz daha akla bile düşmemişken Seren ve Serdar'la gidip bir gece kalmıştık kar soğuğunda..ne güzel günlerdi gece soğukta ateş başında sıcak şarap içip yine de ısınamayıp otelin bahçesinde göl kenarında top koşturmuştuk.
Kayak mevsimi başlamadan tam da bu zamanlarda sonbahar dinginliğinde gidilebilecek en güzel yerlerden geçen yıllara göre göl biraz kirlenmiş olmasına rağmen..

Kestane gürgen palamut altı yaprak üstü bulut gel sen burda derdi unut orman ne güzel ne güzel lay lay lom


Böğürtlenlerin de tadına bakmam lazım

Biraz da şebeklik



Göl manzaralı park bulmuşum oynamadan geçilir mi..




Bu da Deniz'den bir diyalog herşeye böyle cevap bu ara,
- deniz bak kozalaklara
- kokaka oodda *orada
- başka nerede var?
- oyda da
- başka?
- oyda da da

19 Ekim 2009

Deniz 21 aylık


- Deniz uykun geldi mi?
- hiçç hiççç

- Deniz süt içtikten sonra ne yapacaksın? *vakit gece uykusu öncesi,
- gurk *gaz çıkaracak
- sonra
- atta

- Hangi parka gidelim?
- büyüüüüük *kollarını 2 yana ardına kadar açarak

- anne anne
- ipi ipi pepet
- ammca mama mama
- nam nam bem bem
- mmmh
* bu sabah balkondan beraber sepet sarkıtıp gevrek aldık sonrasında anlatıyor "anne ipi sarkıttı sepet düştü amca mama koydu deniz afiyetle yedi"

*pazar sabahı bizi "anne, baba, anne atta atta" dışında ilk defa şöyle uyandırdı
- Hişşt hişşt hişşşşşt

*herşey " menim menim " yani o' nun;
ve gördüğü sevdiği her eylemde herşeyde "men de men de bem de" yani ben de yapacağım ben de istiyorum, "bi baa bid daa" bir daha bir daha..

9 Ekim 2009

Sinek

Deniz dün öksürmeye de başlayınca kaptığım gibi yine doktora götürdüm geçen kış tecrübe ettiğimiz bronşiyolitten korkup, neyse ki ilerlememiş şurubunu içirmeyi tek başıma bir türlü başaramadığımdan -birşeylere karıştırarak versem de anladı ve reddetti minik hanım-doktor ilacını değiştirdi daha lezzetli nispeten, yoğurt ya da meyva püresiyle verince alıyor şimdi.

Dün çok zor ve yorucu geçti gündüz hiç uyumadı kucağımdan inmek istemedi.
Bugün o iyi ama ben kaptım enkaz gibiyim kafamı kaldırmakta zorlanıyorum,
hasta çocuğa her dakika sarılıp öpersem olacağı buydu ama o kadar tatlı ve masum ki bir de sevgi dolu acayip bugünlerde yüzümü ellerinin arasına alıp öpüyor her hastalığında sarıp sarmalarım tabi ben bu kuzuyu.

Neyse geçecek işte.. keyifli birşeyler olsun bu video Deniz'in 18.ayından,
sineklere bile şefkatle yaklaşıyor sinek görünce hiç kaçırmadan takibe alıyor yineek yineek diye diye.

sinek from demet kumbaraci on Vimeo.


Bir de bugünden Deniz'ce bir diyalog;
koşa koşa heyecanla yanıma geldi beni çağırıyor birşey gösterecek
- annnee geh geh
- annee meme meme
elimden tuttu pencereye gittik karşı apartmanda bir daire çamaşır asmış iç çamaşırı,
- anne meme ooo
bana sütyenleri gösteriyor sıpa, sonra da diğerlerini
- aaa don don (bu kelimeyi "o" nun üzerinde inceltme işaretiyle söylüyor çok komik oluyor)