Arkadaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arkadaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2012

Geç kalmış 4 Yaş Yazısı



Ocak ayındaki doğumgünü 2. kez arkadaşlarıyla ancak Mart ayında kutlanabildi. Bu da geç partinin daha da geç kalmış yazısı.

Geç de kutlansa 4 yaşındaki bir çocuk için farketmedi tabii. Partinin küçük sahibesi annesinin son anda kotardığı organizasyonu, süslemeleri ve pastasını beğendi, minik misafirler bolca kudurup hoş vakit geçirdiler ve herkesin karnı doydu ya amaca ulaşıldı.

Evde yapılacak doğumgünü partisini önce gözüm yemedi ne yalan söyleyeyim. Şehre biraz uzak denebilecek bu çevrede hele de o aylar hava hergün sağnak yağışlıyken kutlama yapılabilecek kapalı güzel bir yer henüz bulamadım. Bir sürü 3-4 yaş afacanı nereye sığacak, iyi pastane güzel kurabiye fakiri burada bütün atıştırmalıkları nasıl hazırlayacağım derken 6 çocukta anlaştık. Oğlanlar fazla ortalıkta görünmedi Deniz'in uzaktan kumandali vinçini tercih ettiler ama kızlar kavga etmeden eğlendiler. Önce Deniz'in odasına sığıştılar sonra da salona ve de acıkınca masaya.





Bu üfürükleri ne çok sever çocuklar her yerimiz tükürük ama çok eğleniyoruz :) Mischka, Deniz, Pia, Kashni, ve Jada. Oğlanlar gene yok ortalıkta.

Ben hala neredeyse sabahlayıp bir gecede ve kısıtlı malzemeyle bu masayı nasıl donattığıma şaşıyorum. İş başa düşünce oluyormuş meğer, en beğenilenler Lolipop kurabiyeler, çilekli süt, humus ve paşa ezmesi oldu ki minik ekmeklerini bile ben yaptım. Marifet değil ama benim gibi biri için büyük başarı sayılır!



4 yaşın kutlu olsun benim pırıltılı kızım, çevren hep güzelliklerle iyiliklerle çevrili olsun seni çok seviyorum.

24 Şubat 2010

Güzel şeyler

Arkadaşlarımlayken benden mutlusu yok :)

Tamam işte poz verdik hem Eren gelmedi ki daha hadi çekin de oyunumuza dönelimm

Dağılabiliriz !!

Cumartesi bu tatlı minikler beraberdi yine. Havayı nefis bir 22 dereceyle beklerken rüzgar fırtına yağdı yagacak bir gökyüzü vardı, vapur seferleri bile iptaldi o gün ama bizim keyfimize engel olamadı.
Can hastaydı ama İdil bizimleydi. Deniz, Ekin, Sarp ve Ege İzmir Sanat 'ın çimlerinde top oynayıp koşturdular, köpek ve kedileri sevdiler, sıkılınca da bir masada toplanıp resim yaptılar. Helil ve Eren bizi sonrasında parkta yakaladılar.

Deniz ve benim bu güzel grupla gidişten önceki son görüşmemizdi büyük ihtimal.
Kızların bana sürprizi üzerleri hepimizin resimleriyle kaplı bir çikolata paketi.
Nasıl mutlu oldum anlatamam gerçekten duygulandırdınız beni sizleri nasıl unutabilirim ki zaten.. Her geldigimizde herşeyi bırakıp buluşacağız söz verdiniz unutmayın :)

Çayp nasıl yapıyosun hem ayran hem suyu beraber içmeyi ben de ögrencem :))

Rüzgara karşı sanat çalışmaları :)


Ekin ve Deniz Tenis Klüp'te habire oyun yarattılar en tatlısı da buydu Deniz hadi gey Ekin bi baa dapalım diye yağmur altında göbekleriyle kortun tellerinde sallandılar bu iki minik hatun yaş farkına rağmen o kadar güzel anlaşıyor ki.

30 Ocak 2010

Başka türlü bir şey


Anne olunca size yapılan her yardım daha bir anlamlı olur.
Anneniz başka bir şehirde yaşayıp 45 gün yanınızda kaldıktan sonra ara ara tekrar gelmek üzere gittiğinde küçücük bir bebekle kalakalırsınız.
Ona minnettarsınızdır ama bencillik eder onun da bir evi, arkadaşları, kendi hayatı olduğunu bilseniz de gitmesini istemez, anneanne ve dedenin aynı şehirde yaşamalarını istersiniz hep. İşten de ayrılmışsanız sosyal hayatın çok kısıtlı bir kısmına dahil olabilirsiniz, o da her isteyince değil.
İşte bu zamanlarda açılan bir telefon, nasılsın diyen bir ses, belki uzaklardan gelen minik bir hediye, bebekli hayata 10 dakika uğramakla bile gününüzü açan biri, minnacık bir yardım o kadar etkilidir ki, ilaç gibi gelir.
Arkadaşlarla aranızdaki bağ, daha da kuvvetlenir sanki bebekten sonra.

O, hamileyken özellikle son zamanlarda yanımdaydı, "Kımılcan" la konuştuk dışarıdan onu beraber sevdik. Hastanede herkesin bakıp ne kadar değişik dediği koca papatyalı, tek pembe olmayan kapı süsümü hazırlayıp odayı süsledi. Deniz'in yenidoğan bezlerine peçetelik misali bez tutmaçları bile yaptı. Odasına da vinilden kocaman duvar süslemeleri.
Deniz büyürken de her fırsatta yanımdaydı hiç sıkılmadan onunla saatlerce oyunlar oynadı, onun da benim de sıkıntılarımız uçuverdi yanımızda gülen bir bebekle.
Parfümler kremler kitaplarla dolu odasını yağmalamasına izin verdi, onunla çocuk oldu. Hepimizin zor zamanları oldu ama hiç ihmal etmedik birbirimizi.
1 yaş, 2 yaş derken eğlenceli hazırlıklar yaptı.

Bugün de çatkapı yanımızdaydı Seren, evde geçirilen bir Cuma gününde.
Düşünceli anneye ve kıpır kıpır miniğe sürpriz oldu.

Kızkardeşim olmasını çok isterdim derler ya teyze, anne yarısıdır diye.
Ama olsaydı S. den daha fazla sevilmezdi heralde ben ve Deniz tarafından.

- Ceyen teyje çay yapağım mı? Yimon da çıkayım,


Teyzeye şebek gülüşü nasıl yapılır inceliklerini gösterirken.

11 Ocak 2010

Arkadaşlık Çerçevesi

Ekin ve Berna' ya gittik. Öncesinde Ekin kuzuya bir hediye hazırlığı.

Gerekenler;
- evdeki atık kutulardan kesilmiş bir resimlik ve çerçeve,
- boya malzemeleri
- çerçeve süslemesi için çeşitli süsler, etiketler ve tutkal
- ve boyamaya meraklı bir minik

Boya yapacağız deyince Deniz çok heyecanlanıp "Yaçaçııın!!" diye bağırıp hoplamaya zıplamaya başlıyor, onun bu isteğini gördükçe benim de yayıntıya ve boyanan yerlere müsamaham artıyor galiba.

Önce eller boyanıp izi çıkarılır, sonrasında çerçeveler fırçayla ve arada parmaklarla boyanır, ben birkaç çerçeve kestim benzerinden anneanne-dedeye ve bize de 2 yaş el izi hatırası hazırlamak için.

Deniz boyarken arada fırçayı bana uzatıp "çok gücel olcak anneee" diye sesleniyor.
Boyanan çerçeve kuruyunca üzerine süsler yapıştırılır. Deniz yarısını yapıştırdı sonra da yorulup kalktı "kardeş dapcak anne" diye sandalyesine bebeğini oturttu yerde ayı dansı yapmaya başladı komik kızım benim.
Resimdeki boşluk bırakılan yere diğer boya meraklısı kuzunun el izi basılmak üzere arkadaşlık çerçevesi tamamlanır.


Kızlar çok eğlendiler kendi kendilerine oyun yaratıp durdular. Çok komik anlar da yaşadık arada 2lik Deniz oyuncakları kapıp "o meniiim hepci meniiim anneee" diye 2 damarını konuşturdu, 3lük Ekin de niye Deniz benim diyor onlar benim amaa, dediğimi neden yapmıyor anne diye anlamaya çalıştı. Keşke aynı yaşta olsalar dedik hep, böyle bile anlaşabiliyorken.

Küçük ressamlar işbaşında.

Çılgınlar gibi eğlendikleri anlar, defalarca zıplayıp katılırcasına güldüler dinlenip tekrar hoplamaya başladılar bizi de çok güldürdüler.

Çok keyif aldığım bu gün, güleryüzü, sohbeti ve çok daha öncesinden tanışmış olmayı dilediğim arkadaşlığı için Berna' ya çok teşekkürler, kocaman bir dilim ev yapımı pasta ve diğer yiyip içtiklerim için de :)

8 Ocak 2010

Mini mini oyunlar

Minicik, iki tane "iki" den bir oyun grubu.

Ayşegül ve Doğa' yla bir mail grubu sayesinde bu yaz tanıştık.
Pazartesileri buluşuyoruz aksilik olmadıkça.
Kızlar iyi anlaşıyor, iletişimleri güzel ikisi de dilli maşallah.. tabii bazen "iki" damarları tutuyor bıyaaak beniiim hayııyy o meniimm anneee!! krizleri yaşanabiliyor.

Dışarda, bizde ya da onlardayız. Deniz Doğa'nın evinden ayrılmak istemiyor ama.
Gitme vakti benden ciddi anlamda kaçıyor ıııhh ben buuyda kalcaaam ditmiyceem!!
Nedeni de kapkara bir Bitter, cocker kendisi.
Deniz Bitter'in topunu düşürmesini bekliyor kapıp gene ona atıyor "annne ona bak ona baak annee gidiyoo yakayadıı topuu ihhi ihi "

23 Aralık 2009

Arkadaşlarım ve Ben

Çok sevdiğim arkadaşlarım Can, Ege, Ekin bana oynamaya geldiler. Artık birbirimizi tanıyoruz iyice.

Sallanan fil' im Buçi Buçi' ye 2 kişi hatta 3 kişi binmeye çalıştık.
Tünelimden geçtik sırayla içinde yuvarlandık çok eğlendik.

Berna teyzemin geçen aylarda hediye ettiği çocuk şarkıları albümümü çok seviyorum günde 4-5 posta anneme çaldırıp acayip figürlerle hoplayıp zıplıyorum, arkadaşlarıma da mini bir gösteri yaptım beraber dans ettik.

Bir ara Ekin'le mutfakta çay takımımı alıp kı.zkıza oynadık birbirimize çay ikram ettik.
Can da çay içmek isteyince kapıştık biraz, sonunda Can bardakla Ekin' e vurdu en çok aklımda kalan günün anlarından biriydi bu, hala anlatıyorum durup dururken,
- Aakadaş geydi
- Can vuydu Ekin'e
- Ekin'in kafaşına vuydu, ayladı Ekin
- buj, anneşi buj koydu geçti
- bi baa dapmıcak Can

Annemin yaptığı balkabaklı muhallebiyi, havuçlu cevizli keki yedik enerji depoladık. Gün sonunda uykusuzluktan yorgunluktan yerlere serildik hepimiz, uykucu arkadaşım Ege hariç.

Gene gelseniz, hep oynasak her gün oyun olsa..


* Fotoğraflar için Bernacım çok teşekkürler..

21 Aralık 2009

Yeni Yıl Oyuncak Arkadaşı


Bu sene Deniz yeni yıl heyecanını erkenden doya doya yaşıyor.

Montessori grubumuzun Yeni Yıl çekilişinde Deniz Ankara' dan 14 aylık Kutluay' a çıktı ve hediyeleri cuma günü Deniz uykudayken geldi.
Genelde öğle uykusundan huysuz ağlamaklı uyanan Deniz' in ben "kargocu abi geldi arkadaşından sana hediye getirmiş koş bak salonda" deyiverince bütün uyku sersemliği gitti.
Çok heyecanlı, mutlu..

Hediyee aakadaaş diye bağırarak önce çok şirin uğur böcekli kartını inceledi Kutluay' ı fotoğrafından sevdi. Sonra paketlere saldırdı, bir kitap ve ahşap şekiller puzzle.
Yap-boz'lu masal kitabını çok sevdi kapağındaki simlere bayıldı süslü kızım benim.
Eline bir ahşap şekilleri aldi bir kitabını ikisini de bırakmadan.


İkinci paket de bana, anne -kız şanslıyız bu yıl. Kutluay'ın annesi Öznur beni de düşünmüş el emeği çok güzel bir atkı bere takımı göndermiş.

Öznur ve Kutluay' a çok teşekkürler hediyeler ve incelikleri için.
Bu yıl hep böyle şanslı olsun dilerim.

16 Aralık 2009

Yeni Yıl' dan ilk hediyeler


Bu sabah kapı çaldı "kargooo!!"

Sesi duyan Deniz "aabiii kaaagooo" diye zıplamaya başladı sucu abi, kargocu abi hepsine hayran geldiklerinde heyecanla seslenip kapıya dayanıp sabırsızlanmaya başlıyor.

Gelen paket İstanbul'dan. Füsun' un etkinliğinde ben Begüm'ün annesi Güneş'e çıkmışım meğer. Güneş' le aramızda bir bağ var sanki birbirimizin şansı oluyoruz hep. Deniz'in 23 Nisan oyuncak arkadaşı da Begüm olmuştu.

2.Montessori yeni yıl oyuncak arkadaşı etkinliğimizde Deniz'e bu sefer de Begüm çıktı. Biz çok mutluyuz bu durumdan, bir de yüz yüze tanışıp oynayabilseler.

Güneş' ten çok güzel iki hediye aldık, bir tanesi de Deniz 'e gelmiş Begüm'ün fotoğrafının da olduğu el emeği çok şirin bir kartla beraber.
Deniz bak arkadaşın Begüm' den sana hediye geldi deyince yaşadığı heyecan çok güzeldi akadaaş hediye diye diye Begüm'ün resmini elinden düşürmedi yetmedi bir de öptü.
Sonra da hediyeleri açtı benimkini de tabii.
Sevgili Güneş' çok teşekkürler çok beğendik hediyelerimizi, bugün güzel bir heyecan ve neşeyle başladı günümüz.

Benim hediyem de sevgili Özden' e gitti, hediye almak yanında vermenin ve beğenildiğini görmenin zevki daha da güzel.

11 Aralık 2009

Cuma komikleri

Deniz arkadaşı Batuhan' la Özsüt' te.

'Bir koltuğa iki minik karpuz sığar mı' yı denediler,
sonra da koca kafede kurcalanmadık yer bırakmadılar.

18 Kasım 2009

İstanbul

İstanbul' a gittik,
eski arkadaşım Merve ve 2 tatlı oğluylaydık.
Hava şansımıza orada bulunduğumuz süre boyunca güneşli ve sıcaktı,
Kasım ayında İstanbul'da olup ta kısa kolluyla sokaklarda gezeceğimi düşünemezdim.

Deniz' e çok yaradı bu seyahat, bir sürü erkek çocuk yaramazlığı öğrendi daha bir hareketlendi nasılsa.
Çocuklar büyükleri değil çocukları taklit edip örnek alıyorlar, 4 gün boyunca 24 saat beraber olunca ilk defa bu kadar çok şahit oldum.

3,5 yaşındaki A.Taylan, 18,5 aylık M.Levent ve Denizkızı.

Üçü de birbirlerinden çok şey kaptı ve en güzeli hiç yadırgamadılar birbirlerini ilk andan itibaren.
Genelde 3 yaş grubu çocuklar Deniz onların peşinde koşturup oynamak için deli olsa da bebek o diye burun kıvırıp yüzüne bakmıyorlar, düşündüğüm gibi olmadı bu kez.


Halimiz pek komik ev kreş gibiydi. Bazen yerlerde aslan dansı yapan, bazen terlik ya da oyuncak kavgasında bazen beraber koşuşturan birbirini kovalayan bazen de beraberce balkon sefasındaydı ufaklıklar. Biz de biraz nefeslenip kahve içip sohbet etmeye çalışanlardık Merve'yle.
Dilara da bir gece kalmalı gelince ev iyice şenlendi. Henüz bekar olan Dilo'muz ilk anda şaşkınlığa uğrasa da çabuk adapte oldu.

Çocuklar görüp beraber yemek yerler dedik ama Deniz'in mama sandalyesi yerine normal sandalyeye oturup yemek istemesi dışında bu olmadı, kahvaltı dışında pek yemek yemedi , İzmir'e dönünce de devam etti, bu aralar düzeldi neyse ki artık kafa yormayacağım neden neden diye bir süreç geliyor ve geçiyor.

Ama ilk defa baklava yedi, 2.kez vermem için ağladı başımda.
Muhallebi hiç yemezdi yemeye başladı, eve dönüşte yaptığım fırın sütlaçları da afiyetle yedi.
Kahvaltıda fındık ezmesi yemeye başladı; şekerli şeylere dilini sürmeyen kızımın damak zevki şekerlendi azıcık.
Süte "bu" yerine "jüt" demeye "kagi" olan kardeşe "kardeş" demeye, "arkadaaaş" diye bağırmaya başladı hatta eve döndüğümüzde ara sıra aklına gelip sesleniyor.


Merve 3 çocukla nasıl olurmuşu ben de 2 çocuklu hayatı denemiş olduk, karar veremedik değil mi Merve :)))

Ben yüz yüze sohbetini çok özlediğim arkadaşımla üç çocukla da olsa uzun zaman geçirebilmenin, Deniz de arkadaşların ve oyunun tadını çıkardık.

Bu iki ufaklık habire birbirlerine sarılıp durdular.

M.Levent uzaktan kollarını açıp Deniz'e doğru gidiyor, Deniz de ayy deyip yanaktan öpüp sırtına pat pat yapıyor.


Moms Cafe'de çamurla karışmış çimlerin ortasına oturduk sağolsun ortalıkta gezinen tek görevli içeriden de habire çocuk masası sandalyelerini ve oyuncakları yanımıza taşıdı. Hepimiz çamura battık Omo reklamı çevirdi bizim minikler.


Ne güzel bir gülüştür bu.


Deniz tekerlekli kaplumbağayı eline geçirmiş olmanın sevincini yaşarken.




Yolculuğa dairse, ilk uçağa binişi ne yapsam da oyalasam derken Deniz beni utandırdı hiç zorluk yaşamadım, bulutları ufalan manzarayı izledi bolca da çevredeki yolculara kikirdedi oyun yaptı.

Hızlı, yorucu ama çok eğlenceli geçti İstanbul. Dilerim bu üçlü de annelerininki gibi sağlam ve uzun bir dostluğa sahip olsunlar.

4 Kasım 2009

Buluştuk..

31 Ekim Cumartesi, Patlıcan..
Deniz ve ben arkadaşlarımızla buluştuk,

Berna & Ekin, Orkide & Ege, Elif & Alpi, Işıl & Sarp, Helil & Eren, 6 anne ve 6 kuzu, hava soğuk yağmur da başladı başlayacak ne yapsak mekanı mı değiştirsek derken her şey yolunda gitti, Patlıcan'ın çimlerine yayıldık masada biz değil çanta ve bebek malzemeleri, yarısı yenmiş gözlemeler, mandalin suları ve çaylar konakladı.


Minikler park alanından ayrılmak istemeyince çoğu zaman parkta kısmen de çimlerde geçti. Kumlarda oynadılar oyuncakları taşımaya kalktılar çimlerde yuvarlanıp koşturdular, top kaçırıp oynadılar, gün minikler için eğlenceli anneler için soğuk havayla ilk karşılaşma olduğundan telaşlı biraz da yorucu geçti ama biz de çok eğlendik bolca güldük. Montessori' yle tanışmamız fikirler, oyunlar ve etkinlikler, ev düzeni ve daha birçok şey yanında arkadaşlık açısından da bize çok şey kattı süreceğini dilediğim güzel arkadaşlar edindik kızım da ben de.

Hava kararıp soğuk da iyice bastırınca grip korkusu hakim ama hadi 10 dakikayı geçmeyelim oynasınlar değişiklik olsun diye yakındaki Özdilek oyun alanına gittik.
Deniz gemmi gemmi diye tutturunca bebek kamikazesi diyebileceğim gemiye bindik anneler mi bebekler mi eğlendi daha çok bilmem.

Ege & Deniz otomobil sefasında inmek bilmediler biz de bütün jetonları harcadık Orkide' yle.


Deniz bir ara masadaki bardak kaşık takımına yönelip çay doldurup boşaltmaya başladı,
bu arada Ege Deniz'in elini bırakmıyor koltukta annesi üstünü değiştirirken :)

12 Ekim 2009

Son zamanlarda

Biraz uzun ve karışık olacak ama bunları da kaydedelim unutmadan..

Teyzeye işleri yoğunlaşmadan kahvaltılara kaçtık keyif yaptık..Deniz her zamanki köşesine oturdu yoldan geçenlere laf attı kuşları kedi köpek ahalisini çağırıp başına topladı, teyzenin kolyeleri süsleri kıyafetleri oyuncaklarını ilgiyle dağıttı.

Yaşıtlarına olan ilgi ve sevgisini abi ve ablalara daha da fazla göstererek çevresine topladı onlara sarılıp sarılıp sevgilerini kazandı.

Oyun grubu deneme sınıfına katıldık; herşey iyi güzel, ilgilenen ablalar merkezin sahipleri tatlı güleryüzlü insanlar ama.. benim içime sinmedi bu yaş çocukları beraber oynamaz zaten denilerek birsürü gürültülü gözalıcı plastik hareketli oyuncak doldurulmuş..aktivite yapılmak istenince çocuklar toplaşamıyor..Deniz parmak boyasında oturan sadece 2 çocuktan biriydi, beraberce masada meyva yemekte de gayet uyumlu oldu. Benim çocugum meyva yemez diyen bir anne çocuklara abur cubur ikram etti bizim minik de ilk defa gördüğü peynirli çubuk krakeri pipet sanıp su bardağına koydu ve içmeye çalıştı. Ben pipet sorunca ama o zaman bütün çocuklara vermemiz lazım diye cevap aldım ee ne zararı var verin diyecektim ama diyemedim.. Böyle de bir tecrübemiz oldu çok gerekli mi bu oyun grupları? Bana göre talebi görerek fazlaca ticari boyuta getirilmiş gereksiz pahalı sadece 1- 1,5 saat için..
Benim gibi istekli birkaç anne bulamadım çevremde henüz yoksa kendi aramızda oyun grubu oluşturmak sosyalleşmeleri arkadaş olmaları adına çocuklara beraberce aynı ortamda bulunabilecekleri aktivite oyun hazırlamak onlarla şarkı söylemek dans etmek beraberce oturup bişiler atıştırmalarını sağlamak çok da zor değil hem de bedava..

Montessori eğitimi grubumuzdan izmirli anneler ve melekleri 2.defa buluştuk , yollara düştük gene taa Teleferik kır kahvesine gittik ortalığı dağıttık, oturma alanının hemen yanıbaşına oyuncaklar minik bir park kurmuşlar gözlemeler portakal suları oyuncaklar koşturmaca derken zaman geçiverdi; minik abiler ablalar en minikleri çoğunlukla oyun dışına atmaya çalışsa da minikler inatla oyunlarına dahil oldu. Tembellik etmeyip daha sık buluşmaya karar verdik inşallah devamı gelir.

Bir Pazar sabahı Deniz de 6 da uyanınca erkenden sokağa attık kendimizi eskiden çok sık gittiğimiz kahvaltısı ve sakinliğine, meyva ağaçlarına bayıldığımız Bademler köyüne Köylüm' e kahvaltıya gittik.
Son görüşümüze göre popülerleşmiş kalabalık ,eski güzelliğini ve lezzetini bulamasak da fena değildi. Deniz bize ayva toplayıp masamızı ayvalarla donattı kahvaltı masasıyla değil oyuncaklarla ilgilendi bolca eğlendi.
Ardından eski balıkçı kasabası Sığacık'a gittik özgün mimarili eski evler olan caddelerini gezdik çok sessiz sakin kediler köpekler bile hepsi uyukluyor burada.
Bademler köyündeki atlı spor merkezi Kanyon'u gezdik çok sevdiği atlarla yakından tanıştırdık Deniz'i. Acıktık köyde nefis gözlemeler yedik.

Bir Pazar akşamı ise İstanbul'dan çocukluğumun güzel anılarından Tanem çıkageldi eşi Çağdaş' la..araya şehirler iş güç girince bir ara kopmuştuk kısa sürdü gene birbirimize ulaştık araya hiç mesafe girmemiş gibi..isteyince bal gibi de dostluklar sürdürülebiliyor biraz emekle çabayla o sıcaklık her daim korunabiliyor.. Tanem yazın Deniz için çok güzel bir süpriz paketi göndermişti Marmaris'e, şimdi de Deniz'e çok şeker bir hırka getirmiş annesini de unutmamış tabii ince düşünceli arkadaşım benim, Deniz çok az yabancılıktan sonra alışıverdi hele Çağdaş'a kollarını yana açarak koşup bir sarılışı var ki babayı çok kıskandırdı..Gerçi Ateş Deniz'i herkesten kıskanıyor ya.. Biz de yanınızda 6 Eylül'de İstanbul'dayız Deniz'le beraber inşallah başarabilirsek :)

1 Eylül 2009

Haftasonu

Uzuun ama çabuk geçen bir haftasonu.. çarşı pazar gezme forum bornova' da kuklalarla dansetme sonrası kuzen Atakan'ın 5 yaş doğumgünü partisine yorgun ve geç te olsa hızlı bir giriş yapan Denizkızı.. Atakan'a hediyemiz alet edevatlı otomatik tornavidalı monte edilen arabayı çok sevdim bizim kıza da alalım büyüyünce derken meraklı taze Deniz napıyosunuz orada bakiim diye gelip Atakan oyuncağını keşfederken tornavidayı kapıp Atakan gibi vidaları takma uğraşına girişti.. çok güldürdü bizi büyük bir ciddiyetle olaya el atarken.. becerikli kızım benim..

Bu ufaklık elinin hamuruyla işime karışıyor ya dur bakalım!

Yorgun ama mutlu son..

Pazar günü de Deniz'in günü oldu.. Eski Foça' da Pollen'deydik Binnur & Murat & Batuhan bebekle.. nefis bir denizi sakin bir kumsal ve yayılacak bolca çimlik alanı var.. Kuzu gün sonunda suya doymuştur artık desek de hala bu buu diye denize gitmeye çalışıyordu.. ortam deniz kenarıysa hiç kurtuluşumuz yok kaç saat kalırsak kalalım Deniz hiç yorulmadan acıkmadan suyla temasta olmak istiyor..eh baya da oldu bu sefer deniz yetmedi fıskıyeler hortumlar devreye girdi.. 12-13 aylıktan beri arkadaşı Batuhan da yanında 2 su kuşu oldular.. Batuhan çok tatlı neşeli bir çocuk.. bir ara mışıl mışıl uyudu, acaba diyerek Deniz'in acemi anne ve babası da şanslarını denediler ama Deniz yemedi numarayı..bütün gün yarım saatlik seyahat kestirmesi dışında hiç uyumadan enerjik biçimde gününe devam etti.. Hiç dokunmadık fıskıyeye alışıp defalarca yanına gidip kaçmaktan bıkmadılar..

Akşam Foça'da ilk defa denediğimiz DenizAtı restoranı çok beğendik mezeler salata ve balıklar lezzetli temiz, servisi güleryüzlü ve hızlı, sonundaki tatlı/meyva ikramı da çok güzeldi tavsiye edilir ..minikler de önce yakın civarı ve deniz kenarını turlayıp sonrasında balık çorbalarını içtiler ..Deniz dondurmasını da yedikten sonra arabaya binmemizin 2. dakikasında sızdı..