Buluşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Buluşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2010

Güzel şeyler

Arkadaşlarımlayken benden mutlusu yok :)

Tamam işte poz verdik hem Eren gelmedi ki daha hadi çekin de oyunumuza dönelimm

Dağılabiliriz !!

Cumartesi bu tatlı minikler beraberdi yine. Havayı nefis bir 22 dereceyle beklerken rüzgar fırtına yağdı yagacak bir gökyüzü vardı, vapur seferleri bile iptaldi o gün ama bizim keyfimize engel olamadı.
Can hastaydı ama İdil bizimleydi. Deniz, Ekin, Sarp ve Ege İzmir Sanat 'ın çimlerinde top oynayıp koşturdular, köpek ve kedileri sevdiler, sıkılınca da bir masada toplanıp resim yaptılar. Helil ve Eren bizi sonrasında parkta yakaladılar.

Deniz ve benim bu güzel grupla gidişten önceki son görüşmemizdi büyük ihtimal.
Kızların bana sürprizi üzerleri hepimizin resimleriyle kaplı bir çikolata paketi.
Nasıl mutlu oldum anlatamam gerçekten duygulandırdınız beni sizleri nasıl unutabilirim ki zaten.. Her geldigimizde herşeyi bırakıp buluşacağız söz verdiniz unutmayın :)

Çayp nasıl yapıyosun hem ayran hem suyu beraber içmeyi ben de ögrencem :))

Rüzgara karşı sanat çalışmaları :)


Ekin ve Deniz Tenis Klüp'te habire oyun yarattılar en tatlısı da buydu Deniz hadi gey Ekin bi baa dapalım diye yağmur altında göbekleriyle kortun tellerinde sallandılar bu iki minik hatun yaş farkına rağmen o kadar güzel anlaşıyor ki.

28 Ocak 2010

Kısa.. kısa..

Bir minik tavşan arkadaşlarıyla eğlenirken.

2 yaş dedikleri ilallah dedirten terrible two şehir efsanesi bizi vurmadı, şimdilik. Herşeyin "benim" yani onun olduğu durum dışında ne bir huysuzluk ne kendini yerden yere atmalar, çığlıklar yok.

19-20 ay civarı üst baş değiştirirken direnmeler ve sonunda bizim pes deyip onun da cıbıl cıbıl fırlayıp kaçtığı inatlar vardı. 2 yaş sendromu bu olsa gerek demiştik, bakalım belki de daha bir şey görmedik.

Playbarn' da Ekin, Sarp, Ege ve Eren' le.
Arada ayrı yerlerde dolanırken birbirlerini hatırlayıp soruyorlar Ekinn neeyde? Şayp neyeye gitti?

Playbarn' a ben ilk defa gittim, neden bu işi yapıyorlar ki dediğim asık suratlı, sevimsiz ablalar dışında herşey iyiydi biz de oturup konuşma fırsatı bulduk, zaman çabucak çok güzel geçti gidiş dönüş yolunda vapurda çektiğimiz soğuğa değdi fazlasıyla. Deniz'i vapurda zapdetmek çok güç bir içeri bir dışarı hava buz gibi. Bir de seven herkes ne yakışıklı minik oğlan diye sevdi kızımı hala mı kıza benzemiyor.

Gündüz uykuları bu hafta itibariyle rafa kalktı. Hafta başı azimle uyutmaya çalıştık, haftasonundan nezle oldu burun akıntısı var deli gibi de esniyor kesin uyur diye sabahtan bir posta ben, öğleden sonra da babası aynı odada yatarak denedik. İkimizi de uyuttu ben rüya bile gördüm kendisi uyumadı.
Uyandım, annecim uyumayacak mısın deyince "şşşş anne büyükk paağmak uyuyo hoyy pişşş yapıyo" dedi baş parmağını avuç içine koyup uyutmuş bana gösteriyor.

Babası yeni işine başlayana dek evde. Deniz' den mutlusu yok, hep gülen bir suratla geziyor baba gey diye komutlar verip Ateş'i yanımdan alıyor sen geyme diyor bazen bana bir de sıpa. "Alabiliy miyim? onu veyiy miçin?" diyor ama diğer filler hep emir halinde.

Madagascar izlediler babasıyla, Deniz King Julien'e hayran özellikle. İzlemek istediğinde "muudit aç baba" diyor filmdeki dans hareketleriyle yani "move it".
Ateş' in saçlarını tarıyor tokalar takıyor oyuncak kurutma makinasıyla kurutup çok gücel oldu baba diye ayna tutuyor fotoğraflamak lazım aslında ya bunları :)
Araba yarıştırma, bolca saklambaç ve ayı yürüyüşü de var tabii.

Çok uzun karışık bir post olacak ama yazamadım bayadır.
Deniz artık herşeyi konuşuyor, anlatıyor, çok soru soruyor. Unutmak istemediğim hatırladığım birkaç şey..

Her an bir soru, yavaş yavaş konuşuyor.
- kimi ayıyoçun? niye kapattın? *ben telefondayken

- içinde ne vay *tencerede yemek karıştırırken

- çok gücel oldu mu annee? *bir yerlere gidip kurdele doluyor ve bana gösteriyor

- baba neğeye gitti? ne jaman geycek?

- oooo neley aydıın? dışardan birisi elinde alış veriş torbasıyla gelince mutlaka.

- topumu iççiom onu naçıl ayabiliyim? *topu kaçmış koltuk altına

- benim çaakımı açşana anne? *müzik açık ama mutlaka kendi şarkısını istiyor

- napıyoj şimdii?

- ne koydun onun iççine? *nezlesi için Peditus ekledim portakal suyuna

Yanına hayvancıklarından birini oturtup kitabı açıyor masal anlatıyor,
- Bi jamanlaay, evvey jaman içindeee, buyadaa bi inek vaymııış ..

Espri anlayışı var şakalar yapıp gülüyor. Geçenlerde bir sabah yeni uyandım başımın üstüne Diego' yu koydu sonra da geçti karşıma,
- annee baçında ne vay? Diego vayy hehehe

"Komik" demeye bayılıyor, bugün dizleri üstüne fena düştü sonra da yere attı kendini ay ay diye, eyvah dedik çok acıdı ağlıyor, yanına gittim, katıla katıla gülüyor "kommik, komik oydum ben" diye.

Dışarı çıkarken giydiriyoruz harıl harıl hava buz gibi, bakıp beni nereye götürüyorsunuz böyle der gibi,
- ben neğeye gidiyoyum?

Yine bugün pencereye gitti üfleyip buharlanınca,
- bi tane adam çijiyom oyaya ben
- ....
- mmm adam naçıl çijiliyo anne?

Bezini değiştirirken söyleniyorum ne zaman tuvalete yapacaksın diye, cevap,
- bi jaman anne
- hımm hangi zamanmış o?
- bi gun

- Anne çıkı çıkı oldu, uff oldu bacağım
- Ne oldu?
- çıkı çıkı tuttu * eşofman üste sıyrılıp bacağını sıkmış sıkı sıkı diyor :)

Bu ara doktor gezdik biraz. Deniz'in deyimiyle "Dokdok amca" sına gittik 2 yaş kontrolüne. Kan idrar tahlilleri yapıldı ilk defa. Değerler iyi, et köfte ve balık yememesi kafaya takılmayacakmış yediği sebzeden de demir alıyormuş işte.
Boy uzamış yine 91 cm, 15 kg.

Geçen Pazartesi de göz doktorundaydık. Bir arkadaşımın göz uzmanı kardeşi, Deniz'i resimlerinden görüp bir göz doktoruna göstermemi istemişti. Her şey normal, burun kökü miniklerde geniş olduğu için bazen fotolarda şaşı gibi çıkabilirmiş, gözlerinde düşük numara hipermetropi çıktı. Bu yaştakilerde normal ve olması beklenirmiş, bunda sorun yok. Ama 2 göz arasında yarım derece fark olması nedeniyle 3 yaşta tekrar kontrole götüreceğiz, olası bir göz tembelliği riskine karşın.

Benden bu kadar çok bile yazdım. Karmakarışık bir post olmuş okuyabilenler affetsin..
Berna' ya fotoğraflar için teşekkürler..

23 Aralık 2009

Arkadaşlarım ve Ben

Çok sevdiğim arkadaşlarım Can, Ege, Ekin bana oynamaya geldiler. Artık birbirimizi tanıyoruz iyice.

Sallanan fil' im Buçi Buçi' ye 2 kişi hatta 3 kişi binmeye çalıştık.
Tünelimden geçtik sırayla içinde yuvarlandık çok eğlendik.

Berna teyzemin geçen aylarda hediye ettiği çocuk şarkıları albümümü çok seviyorum günde 4-5 posta anneme çaldırıp acayip figürlerle hoplayıp zıplıyorum, arkadaşlarıma da mini bir gösteri yaptım beraber dans ettik.

Bir ara Ekin'le mutfakta çay takımımı alıp kı.zkıza oynadık birbirimize çay ikram ettik.
Can da çay içmek isteyince kapıştık biraz, sonunda Can bardakla Ekin' e vurdu en çok aklımda kalan günün anlarından biriydi bu, hala anlatıyorum durup dururken,
- Aakadaş geydi
- Can vuydu Ekin'e
- Ekin'in kafaşına vuydu, ayladı Ekin
- buj, anneşi buj koydu geçti
- bi baa dapmıcak Can

Annemin yaptığı balkabaklı muhallebiyi, havuçlu cevizli keki yedik enerji depoladık. Gün sonunda uykusuzluktan yorgunluktan yerlere serildik hepimiz, uykucu arkadaşım Ege hariç.

Gene gelseniz, hep oynasak her gün oyun olsa..


* Fotoğraflar için Bernacım çok teşekkürler..

4 Kasım 2009

Buluştuk..

31 Ekim Cumartesi, Patlıcan..
Deniz ve ben arkadaşlarımızla buluştuk,

Berna & Ekin, Orkide & Ege, Elif & Alpi, Işıl & Sarp, Helil & Eren, 6 anne ve 6 kuzu, hava soğuk yağmur da başladı başlayacak ne yapsak mekanı mı değiştirsek derken her şey yolunda gitti, Patlıcan'ın çimlerine yayıldık masada biz değil çanta ve bebek malzemeleri, yarısı yenmiş gözlemeler, mandalin suları ve çaylar konakladı.


Minikler park alanından ayrılmak istemeyince çoğu zaman parkta kısmen de çimlerde geçti. Kumlarda oynadılar oyuncakları taşımaya kalktılar çimlerde yuvarlanıp koşturdular, top kaçırıp oynadılar, gün minikler için eğlenceli anneler için soğuk havayla ilk karşılaşma olduğundan telaşlı biraz da yorucu geçti ama biz de çok eğlendik bolca güldük. Montessori' yle tanışmamız fikirler, oyunlar ve etkinlikler, ev düzeni ve daha birçok şey yanında arkadaşlık açısından da bize çok şey kattı süreceğini dilediğim güzel arkadaşlar edindik kızım da ben de.

Hava kararıp soğuk da iyice bastırınca grip korkusu hakim ama hadi 10 dakikayı geçmeyelim oynasınlar değişiklik olsun diye yakındaki Özdilek oyun alanına gittik.
Deniz gemmi gemmi diye tutturunca bebek kamikazesi diyebileceğim gemiye bindik anneler mi bebekler mi eğlendi daha çok bilmem.

Ege & Deniz otomobil sefasında inmek bilmediler biz de bütün jetonları harcadık Orkide' yle.


Deniz bir ara masadaki bardak kaşık takımına yönelip çay doldurup boşaltmaya başladı,
bu arada Ege Deniz'in elini bırakmıyor koltukta annesi üstünü değiştirirken :)

12 Ekim 2009

Son zamanlarda

Biraz uzun ve karışık olacak ama bunları da kaydedelim unutmadan..

Teyzeye işleri yoğunlaşmadan kahvaltılara kaçtık keyif yaptık..Deniz her zamanki köşesine oturdu yoldan geçenlere laf attı kuşları kedi köpek ahalisini çağırıp başına topladı, teyzenin kolyeleri süsleri kıyafetleri oyuncaklarını ilgiyle dağıttı.

Yaşıtlarına olan ilgi ve sevgisini abi ve ablalara daha da fazla göstererek çevresine topladı onlara sarılıp sarılıp sevgilerini kazandı.

Oyun grubu deneme sınıfına katıldık; herşey iyi güzel, ilgilenen ablalar merkezin sahipleri tatlı güleryüzlü insanlar ama.. benim içime sinmedi bu yaş çocukları beraber oynamaz zaten denilerek birsürü gürültülü gözalıcı plastik hareketli oyuncak doldurulmuş..aktivite yapılmak istenince çocuklar toplaşamıyor..Deniz parmak boyasında oturan sadece 2 çocuktan biriydi, beraberce masada meyva yemekte de gayet uyumlu oldu. Benim çocugum meyva yemez diyen bir anne çocuklara abur cubur ikram etti bizim minik de ilk defa gördüğü peynirli çubuk krakeri pipet sanıp su bardağına koydu ve içmeye çalıştı. Ben pipet sorunca ama o zaman bütün çocuklara vermemiz lazım diye cevap aldım ee ne zararı var verin diyecektim ama diyemedim.. Böyle de bir tecrübemiz oldu çok gerekli mi bu oyun grupları? Bana göre talebi görerek fazlaca ticari boyuta getirilmiş gereksiz pahalı sadece 1- 1,5 saat için..
Benim gibi istekli birkaç anne bulamadım çevremde henüz yoksa kendi aramızda oyun grubu oluşturmak sosyalleşmeleri arkadaş olmaları adına çocuklara beraberce aynı ortamda bulunabilecekleri aktivite oyun hazırlamak onlarla şarkı söylemek dans etmek beraberce oturup bişiler atıştırmalarını sağlamak çok da zor değil hem de bedava..

Montessori eğitimi grubumuzdan izmirli anneler ve melekleri 2.defa buluştuk , yollara düştük gene taa Teleferik kır kahvesine gittik ortalığı dağıttık, oturma alanının hemen yanıbaşına oyuncaklar minik bir park kurmuşlar gözlemeler portakal suları oyuncaklar koşturmaca derken zaman geçiverdi; minik abiler ablalar en minikleri çoğunlukla oyun dışına atmaya çalışsa da minikler inatla oyunlarına dahil oldu. Tembellik etmeyip daha sık buluşmaya karar verdik inşallah devamı gelir.

Bir Pazar sabahı Deniz de 6 da uyanınca erkenden sokağa attık kendimizi eskiden çok sık gittiğimiz kahvaltısı ve sakinliğine, meyva ağaçlarına bayıldığımız Bademler köyüne Köylüm' e kahvaltıya gittik.
Son görüşümüze göre popülerleşmiş kalabalık ,eski güzelliğini ve lezzetini bulamasak da fena değildi. Deniz bize ayva toplayıp masamızı ayvalarla donattı kahvaltı masasıyla değil oyuncaklarla ilgilendi bolca eğlendi.
Ardından eski balıkçı kasabası Sığacık'a gittik özgün mimarili eski evler olan caddelerini gezdik çok sessiz sakin kediler köpekler bile hepsi uyukluyor burada.
Bademler köyündeki atlı spor merkezi Kanyon'u gezdik çok sevdiği atlarla yakından tanıştırdık Deniz'i. Acıktık köyde nefis gözlemeler yedik.

Bir Pazar akşamı ise İstanbul'dan çocukluğumun güzel anılarından Tanem çıkageldi eşi Çağdaş' la..araya şehirler iş güç girince bir ara kopmuştuk kısa sürdü gene birbirimize ulaştık araya hiç mesafe girmemiş gibi..isteyince bal gibi de dostluklar sürdürülebiliyor biraz emekle çabayla o sıcaklık her daim korunabiliyor.. Tanem yazın Deniz için çok güzel bir süpriz paketi göndermişti Marmaris'e, şimdi de Deniz'e çok şeker bir hırka getirmiş annesini de unutmamış tabii ince düşünceli arkadaşım benim, Deniz çok az yabancılıktan sonra alışıverdi hele Çağdaş'a kollarını yana açarak koşup bir sarılışı var ki babayı çok kıskandırdı..Gerçi Ateş Deniz'i herkesten kıskanıyor ya.. Biz de yanınızda 6 Eylül'de İstanbul'dayız Deniz'le beraber inşallah başarabilirsek :)

6 Nisan 2009

İzmirli Anneler.. İlk Buluşma

Cumartesi ilk buluşma heyecanı yaşadık Montessori mail grubumuzdan 8 kişi İzmirli anneler ve melekleri nihayet buluşabildik..
anne-kız Fuar Tenis Kulube gitmek uzere yollara düstük vapura bindik.. martılara vermek için gevrek bile aldık ama ruzgar muhalefetiyle martılara degil bizim bebelere nasip oldu gevrekler..
Ben de Deniz de yeni arkadaşlarımızla tanıştık..Grupta tek tanıdık eski arkadaşım Orkide vardı..Orkide& tontili prens Ege(11 ay), Işıl ve güneş yüzlü Sarp (10,5 ay), Helil& tatlı Eren(10,5 ay), Elif ve bızdık yakışıklı Alperen (34 ay), Arzu ve minik fıstık Ada (8,5 ay), Ayşegul & önce uykucu sonra da enerji küpü Doruk (22 ay), Buket ve lüle saçlı fıstık Ada (22 ay) ve tabi ki biz Demet& yer paspası sandalye canavarı Denizkızım birarada şansımıza hava da günlük güneşlik olunca güzel bir ögleden sonra geçirdik..konuşmak paylaşmak istediğim çok şey yarım kaldı ilk acemilik ve bebelerden pek fırsat olmayınca.. bir dahaki sefere erteledim diyelim..
Deniz'i açık hava yeni arkadaşlar onun deyimiyle "kaadi" ler o kadar yormuş ki arabaya biner binmez uykuya daldı 1,5 saat kadar.. eve varınca da girer girmez odasında yere saçtıgım ona aldıgımız yeni yazlıklarını yakın takibe aldı beni şaşkınlığa ugratarak yarım saati aşkın odasından çıkmadı..kumaşları desenleri inceledi durdu ben fotograflayıp bu kız modacı tasarımcı falan olacak galiba diye Ateş 'in yanına gittiğimde Ateş yok valla kokoş olacak dedi..bu ara fazla birşey yemiyor ama yorgunluktan acıkmış olacak sonrasında bizimle masaya güzelce oturdu somon çorbasını afiyetle götürdü.. bu kızı hep böyle sokaklarda yormak lazım..
Pazar günü Dilocum geldi Denizkızıyla hasret giderdi..Gece gene İstanbul yollarına düştü..