İçtiğim suyu dudaklarımı büzüp yere boşalttım çok eğlenceli !!
Annem kızdı galiba güzel bakmıyor??
Yok yok kızmamış ben güldüm o da gülüyor :))

Kızamıyorum ki ona parmağımı uzatıp bir daha yapma demedim mi ben sana diye bağırsam çatılmış kaşlarla üstten baka baka neler hisseder minicik haliyle. Beceremiyorum da gülmeye başlıyor minik dağılıyoruz.
Annem bana söyleniyor bazen, ona Deniz şunu yaptı bunu yaptı çok yordu beni dersem, hiç kızmıyorsunuz azıcık kızıver gitmez bir daha oraya ellemez abajurları kabloları diye, ama yok olmuyor hem zaten işe de yaramıyor kızmak bağırıp çağırmak çevremdeki örneklerden görüyorum.
Göz ardı edilmeyecek bir şeyse yaptığı hoşuma gitmediğini anlıyor bazen masadan kaldırıyorum beğenmediğimi söylüyorum, henüz küçük ne kadar anlıyor bilmiyorum tabii.
Her zaman olumsuz davranışlarına tepki vermek dikkati çekmek yerine olumlu davranışlarını takdir etmek desteklemek gerekiyor.
Tamam süper anne çağdaş anne olayım benim çocuğum çok özgür yetişsin hiçbir şeyine hayır demeyeyim derdinde değilim yok zaten öyle bir şey varsa da sınırsız özgürlük belki çocuğun karakterine yapısına uymayacak her zaman aynı sonuçlar alınmayacak.
Kitabına göre çocuk büyütülmüyor sen kendini kalıba sokmuş oluyorsun sonuç alamayınca da başarısız bir anne miyim diye düşünürken buluyorsun kendini. Mutlaka faydaları oluyor kitapların insanın bakış açısını değiştiriyor fikirler veriyor ama kuralları şartları şurtları olmuyor uymuyor.
İç sesine, iç güdülerine güvenmek her çocuğun farklı olduğunu kabullenmek gerekiyor öncelikle, özellikle uyku konusunda acaba şunu mu denesem yok bu daha yumuşak bu yöntemi deneyeyim diye karar veremezken bir bakıyorsun geceleri seni perişan eden çocuk sabaha dek deliksiz uyumaya başlıyor, her şeyin bir zamanı olduğu gibi.
Leyla Navaro' nun kitabı Gerçekten Beni Duyuyor Musun? bir başvuru, arada alıp okunarak bilgilerin tazeleneceği bir kitap, iletişim üzerine çok güzel anlatımları var doğru iletişim kurmanın yollarının öğrenebileceğini bir çok örnek olay vererek anlatıyor hiç sıkmadan.

Önceden Deniz düştüğünde ya da kafasını çarptığında -ki gerçekten acımamışsa hiç ağlamaz kalkar oyununa devam eder- ağlarsa yok acımadı acımadı geçer canım, ağlama der ya da dikkatini başka yöne çekmeye çalışırdık hep öyle görmüşüz ya..
Çoktandır eğer ağlarsa ona sarılıp canın acıdı biliyorum acımıştır canım benzeri şeyler söyleyip teselli ediyoruz duygularını acısını inkar etmeden.
Sizin canınız yandığında birisi aynı şeyi yapsa ve yok canım niye acısın ki sen nereden anlayacaksın deyip elinize birşeyler tutuşturup al oyna bununla unut, tarzı davransa neler hissedersiniz.
Kitap biz büyüklerin özellikle çocuklardaki üzüntü, korku, kıskançlık gibi acı veren duyguları algıladığımız zaman kabul etmekten ve isimlendirmekten korktuğumuzu anlatıyor.
Çünkü kabul edersek veya isimlendirirsek bunların kalıcı olacağını, çocuğun mutsuz, korkak ya da kıskanç olabileceğini düşünürüz dolayısıyla inkar ederiz. Çocuğun duyguları üzüntüleri kendi boyuna göre gerçek ve geçerlidir, anlaşılmadığını gören çocuk bunu duyurmak için daha aşırıya kaçar, daha çok ağlayarak veya hırçınlık ederek kendini duyurmaya çalışır. Duygusunun kabul edildiğini hissederse rahatlar, daha kolay teselli bulur.
Sadece çocukla değil tüm sevdiklerimizle iletişim sorunlarına yönelik bir kitap; sadece söylenen sözcükleri duymayın ardındaki duygu dolu mesajları almaya çalışın, kendinizi dinlemekten çok karşınızdakinin aslında ne dediğini anlayın yanlış algılamadan.
























