28 Haziran 2012

Şşş uyuyor

İkinci çocuk birinciye göre daha rahat derler. Her ikincide böyle değildir tabii ama bizde kesinlikle öyle. Benim daha rahat oluşumdan mı yoksa gerçek anlamda bir kuzu olan Selin' den mi kaynaklı, sanırım her ikisi de sebep.
Selin' in birkaç uyku hali. Bayılıyorum onu uykuda seyretmeye. Gündüz uykularında yatağına biraz oyunla koyarım ilk iş faresini kapıp yüzüne bastırır sonra da mırıldanarak uyur. Akşam uykusuna ise şimdiye dek çoğunlukla emzirirken girdi, bu ay uykuya dalmadan yatağında giriyor. Ve de en güzeli iki haftadır sabaha dek uyuyor deliksiz daha ne isteyeyim maşallah!!


Super baby-girl! Uçmaya hazırlanır gibi görünmüyor mu :)

Uyku konusunda yaptığım en akıllı iş 3,5 ay civarı edindiğim bu uyku arkadaşı farecik oldu. Deniz'e ancak 1 yaşında ayılıp uyku arkadaşı edinmiştik ki Diego' muz hala baştacımız. 
İlk aylar ne memede ne bizim yatakta ne yerde ne gökte uyumayan Selin'i yatagına fareyle bıraktıgımda kendi kendine uyumaya başlamıştı. Arada ağlarsa da hem kucağıma aldım sevdim hem de düzenini bozmamak adına yatağına bıraktım, gerçekten ağlarsa da kucağımda uyuttum bırakmadan. Uyku eğitimi adındaki yöntemlere pek yanaşmadım, hepsini okuyup harmanlayıp anne ve bebeğe uygun kendi yöntemini geliştirmek en uygunu, bu kucakta gezmeyle de sonuçlanabiliyor bebeğin kendi kendine uyumasıyla da. Her bebek farklı ve özel. Sürpriz yumurta !

Böyle de uyunmaz ki!!


Selin'cik henüz 4 aylıkken, faresiyle ilk uykular. Yüzünden çektiğimde hemen uyandığı zamanlar.






Amaa dışarda pusette asla uyumayan Selin kuzu ancak Ergo' da annenin göğsünde en fazla 1 saat uyur. Şehirde olup bitenleri kaçırmaz!

27 Haziran 2012

Göçebe evin tabloları

Deniz bazen kapanır odasına çizer de çizer boyar, sokaktan parktan topladığı taş yaprak çiçek ya da evde bulduğu atık, ambalaj parçası, kurdele, ponpon, minik obje, kumaş parçası vesaire yapıştırır birbirine ekler boyar, üzerlerine simler serpiştirir makasla keser. Velhasıl birşeyler yaratmayı çok sever. Bazen planlamaz sadece eline alıp boyamaya yapıştırmaya başlar sonra biraz ortaya çıkanları kafasında canlandırıp şekillendirip öyle devam eder. Çok seviyorum bu özelliğini, büyükbabası ve halaları gibi resme yeteneği var mıdır ileride ortaya çıkar mı çıkmaz mı bilemem ama çok eğlendiği ve bizi de eğlendirdiği kesin.
Bizim göçebe evimizin tabloları da küçük hanımdan sorulur.


4 yaş itibariyle çiziktirilenler. Çiçek bahçesi ve çiçekler, en altta kedi ailesi (en öndeki anne kedi), ve bütün kızların Rapunzel saçlı olduğu bizim ailenin son hali.

Üsttekiler bu senenin başından pırıltılı etekli ve toplu Rapunzel. Diğerinde de arkadaşlarıyla beraber, Tommy, Deniz ve Kashni.


"Palyaço"


"Çilekli pasta"


Bunu yeni çizdi "Fancy Spider" mış.


Dede, kısa saçlı anneanne ve dayısı.


Deniz kızı Ariel.


"Guangzhou". Kırmızı Tv Tower' a dikkat, pencerelerin hepsi kalpten yapılma.


"Göz kırpan Deniz Gökkuşağı ile oynuyor".




3 yaşından bunları da buldum fotolarını çekmişim bunca taşınma dolaşma derken kaybolursa diye.
"Uçan balonlar" isimli çalışma.


3 yaş itibariyle Deniz'in kaleminden "bizim aile". Buradaki dik saçlarımız gün itibariyle kızlarda uzun upuzun saçlara dönüşürken baba nedense kelleşmiş.


Diğer bir 3 yaş resmi, arkadaşı "Jada".

3 yaş "Çiçek".

"Nehir, köprü, balıklar ve su baloncukları", gene 3 yaşından.

Eğlendim bu postu yazarken iyi ki saklamışım bunları daha da çok var aslında ama kaş yapayım derken göz çıkaran blog işini beceremeyen anne olarak buna da şükür..

10 Mayıs 2012

Eski eve dönüş


İlk foto Deniz, Ekim 2008. İkincide Selin, Nisan 2012.


Döndük. Henüz İzmir'e olmasa da oraya dönmüş kadar oldum eski bloguma tekrar gelip yerleşince. Hayat Çin'de devam ediyor olabildiğine hızlı, ufak tefek dertler dışında bir sıkıntı yok. Hayat güzel, iki çocukla daha telaşlı, gürültü patırtılı, daha hızlı ama güzel. Zaman akıp gittikçe kafamdaki soru işaretleri artıyor yalnızca, dönünce ne yapacağız, Deniz' in okul işlerini bihaber hisseden anne olarak nasıl ayarlayacağım, yaptık oldu diyen münasebetsizlerin getirdiği yeni sistemle nasıl mücadele edeceğiz, en çok okul işleri kafamda, geçim derdinden de fazla. Ha bir de oraya nasıl adapte olacağız. Şaka değil buraya o kadar alışmışız ki midemiz bile ilk iş bozulan oluyor Türkiye tatillerinde. İyice Çin'li olduk, güneşe şemsiyesiz çıkmıyoruz.

Selin koocaman oldu, 9,5 aylık çok çok tatlı, çok mutlu, neşesi oyunu ve iştahı bol bir bebek. Bazen düşünüyorum Deniz de güleryüzlüydü ama Selin sanki daha çok gülüyor tam hatırlayamıyorum eskiyi. Derken eski postlarıma baktım Deniz' in 9 aylık olduğu. Tam tamına Selin hakkında kafamdan geçenleri yazmışım, kendi kendine gülmeye başlayarak dikkati çekmesi, oyunları dansları çıkardığı sesler bağırışları.

İki meleğim de büyüyor. Deniz' in okul ve dışarıda oyun sonrası eve girdiği anlar Selin'in en heyecanlanıp hareketlendiği zamanlar, çığlık çığlığa sevinçle Deniz'i karşılıyor bayılıyorum ikisini seyretmeye.
Deniz artık iyice abla modlarında. Doğum öncesi- sonrası onu "abla" konumuna koymamaya adlandırmamaya özen gösterdik. Şimdi kendine abla dedirtiyor, iddiasına göre Selin de ona sesleniyormuş abba abba diye. Anlattığına gore ona en çok söyledikleri
- ablacım seni çok seviyorum sana sarılmak istiyorum
- ablacım ben de en çok pembeyi seviyorum.

25 Ocak 2012

Kardeş olmak


4 yaşı ve yarım yaşı beraberce kutlamak...:)



Cıvıldamalarla anlaşmak ve gülüşmek...:)



Birbirini yemek ve gıdıklamak..:)



Çay partisi hazırlayan ablaya çığlıklarla eşlik etmektir. Abla- kardeş ilişkisi şimdilik bundan ibaret...:)

28 Eylül 2011

Selin 2 aylık


Aslında 2 ay 1 haftalık, dağılan parçalarını toparlamaya çalışan annesi anca buradan yakalayabildi. Yukarıdaki fotoda henüz 1 aylık. 2 aydır doğum yaptıgım hastaneye kontrole götürüyorum, 15 dakika masajı yapılıyor pilates topunda zıplıyor acayip hoşuna gidiyor. Doktor odasından çıkan bebekler masaj ve egzersiz odasında sıraya giriyorlar, Çin usulü bebek rutin muayenesi. 2. ay, Selin 5,5 kg, 57 cm. Maşallah!



Ben bu sefer neden böyle oldum Deniz minicik bebekken blog tutmaya başlamış habire fotoğraf çekip notlar alırdım diyordum ki şimdi iki çocuk annesi olduğumu idrak ettim. Bebek kadar ilgi bekleyen yeni durumuna adapte olmaya çalışan tatlı Deniz' im var, başbaşa doya doya vakit geçirmeyi özlediğim Deniz 'im.. Ne kadar anne ya da baba ayrı ayrı sadece onunla vakit yaratmaya çalışsak da yeterli olmuyor sanki. O ezilmesin kırılmasın ya da fazla ilgiden bu sefer de şımarmasın derken benim ayarlarım şaştı.

Hastanedeyken işler yolundaydı. Deniz' in herşeyiyle 4 tam gün boyunca Ayan ilgilendi. Gerçekten çok şanslıyız burada böyle bir insana rastlamaktan. En kıymetlimizi ona emanet ettik ve de hiç pişman olmadık. Sabahları yarım gün gittiği kreşten gelince hergün odaya geldiler, akşam tam uykuya yatmadan önce -Ayan 'in aklı- bizi aradı, annecim seni çok seviyorum tatlı rüyalar gör olur mu dediği her akşam sulusepken ağladım.

Bebekle eve geldiğimiz ilk gün ilk dakikalar. Sofra hazır yemeğe oturacağız hep beraber. Annem henüz yok. Bebek uyanıp ağlamaya başlayınca ben emzirmeye hazırlanıyorum. Aniden Deniz babasına sarılıp ilk defa gördüğüm şekilde içli içli ağlamaya başladı "ama ben annemle yemek yiyecektim..". Napacağımızı şaşırdık ne desek olmayacak , hormonlar lohusalık iki tarafa birden yetmek istemek, hepsinin birleşimiyle ben de başladım ağlamaya.

Sonrasında toparladık bugünlerde Deniz çok daha iyi, yine de bebek ağlayıp da yanına gitmem gerektiğinde -eğer onunla birşeyler yapıyorsak- şunu çok söylüyor kolumdan tutup "bırak anne sen gitme babam baksın ya da "sen kucağına alma benim yanımda kal".. gibi. Okuldan geldiğinde onunla vakit geçireyim istiyor ki ben de çok istiyorum ama bir tarafta da her an ilgi bekleyen ve gündüz uykularını hiç sevmeyen kucak gülü bir minik var. Bir tarafta da ben, bir bebeğe koşturan bir Deniz'e.. İki çocuk annesi olmak böyle birşeymiş diyorum, benim için ilk zamanları böyle geçti en azından, sürekli ya büyüğe ya da küçüğe karşı bir suçluluk ve yetememezlik hissi. Ama ikisini yanyana görmek hele Deniz'in bebeği şefkatle sevişini, onunla konuşmasını izlemek tarif edilemez güzellikte.

Annem 1 ayı aşkın yanımdaydı, o gittikten sonra tam dağıldım zaten. Ah annecim sana ilk işe başladığım zamanlar beraber Paris tatili sözüm vardı, seni taa nerelere getirttim. O zamanlar deselerdi ki Çin' de yaşayacaksın, hatta doğum yapacaksın çok komik gelirdi heralde. Annem geri döndü ve benim nispeten rahat günlerim sona erdi. Her gün okulda sadece pilav yiyen Deniz' e pilav, makarna yapmayayım, faydalı ne pişirsem diye düşünmeye bir de yemek pişirmeye başladım. Bu arada dengem şaşmış olduğu için sütüm azaldı. Sütüm azalıyor eyvah nasıl beslerim bebeğimi diye daha da strese girişim..Hintli arkadaşımın bana verdiği Fenugreek nam-ı diğer çemen otuna, rezene çaylarıma, habire yaptıgım komposto ve bulgur pilavına yüklenişim.. Ve sütün en iyi moralle geldiğini anlamam. Hala dinlenebiliyor değilim. Selin kuzu evdeki hiçbir yatağı sevmiyor, göğsümde emzirirken şekerlesin, ya da omzumda mırıl mırıl uyusun keyfine diyecek yok. 3. ayı bekliyorum, Deniz'in koliğinin birden sona erip uykuları düzene girdiği. Ey 3. ay çabuk gel ve beni şaşırt lütfen.

Deniz yaklaşık bir aydır yeni okuluna başladı, çok seviyor çok eğleniyor. Zamanlama, yeni sömestrin başlaması evdeki kardeşle iyi denk geldi. En iyi arkadaşım dediği Hintli Kashni'yle aynı sınıfa düştüler, komik kızlar elimi tuttun tutmadın kavgası yapıyorlar bazen. Yakın arkadaşları Jada ve Tommy farklı sınıftalar, çıkışta buluşup çete oluşturuyorlar resmen. Çinli sınıf arkadaşlarından da çok sevdikleri var "anne Saya' yı, Nina'yı bize çağıralım" diyor sürekli. Çinli veliler Deniz' in Çince konuşabildiğini anlayınca çok şaşırıyorlar. Kreş İngilizce ağırlıklı. Bir Amerikalı, 2 Çinli öğretmenleri var ama çocukların hepsi Çinli, dilin okula arkadaşlara adapte olmasında büyük etkisi oldu. Yine Ayan' in bize kazandırdıklarından, Deniz'le öyle güzel iletişimi var ki çok güzel sohbet ediyorlar ben anlamıyorum çoğu zaman. Ayan bana Deniz 'in söylediklerini anlatıyor gülüyoruz sevimli sevimli Çince konuşmasına.



Bu arada benim binbir surat Selin' imin gelişi ve varlığıyla hissettiklerim gene 3,5 yıl öncesinden farksız. Minicik bir bebeğin sıcaklığı, boynunun mis kokusu, göğsümde kollarıyla sarılıp iç çekerek uyuması ve emzirirken çıkardığı mırıltıları çok özlemişim. Emzirmenin verdiği sonsuz tatmin, huzur ve güven duygusu. Zamanın çabuk geçtiğini en yakınımdaki zıpır abladan çok net görüyorum, minik bebeğin yorucu yönlerini görmezden gelmeli hele ki şimdi gülümsemeye başladığı zamanların tadını çıkarmalı. Diyorum inşallah fazla dibe batmadan "anne" olmayı becerebilirim.

28 Temmuz 2011

Hoşgeldin Selin bebek


22 Temmuz 2011, Cuma sabah 06.22.

Mis kokulu Selin beklenenden 3 hafta önce ablası Deniz 'in doğumuyla aynı gün, 37. haftanın son günü aramıza katılmaya karar verdi. Hoşgeldin bebeğim. Bahtın açık, ömrün uzun olsun, sağlıkla güzelliklerle dolu bir hayatın olsun.

21 Temmuz 2011

sleepless in China, Ikea

Lynn' le gittigimiz Ikea turlarından seçmeler. Daha önce bahsetmiştim Çinliler her yerde her koşulda uyumayı çok seven ve becerebilen insanlar. Ikea' da sergideki koltuk, sandalye, masa, yatak vs. de uyuyan ya da çocugunu uyutan, gazetesini okuyana her zaman rastlanıyor. Çok da rahatlar insanın kıvrılıp uyuyası geliyor onlara baktıkça.



20 Temmuz 2011

Kelebek

Taa uzaklardan pembe bir kelebek uçup kondu Deniz' in odasına Çin maceramızda bize eşlik ediyor şimdi. Yanında miniğe ilk hediyesini de getirdi, anneye de el emeği bir kitap ayracı.

"Uzak" ta olmak anlamını yitiriyor böyle arkadaşlara sahip olunca. Füsun' cum çok teşekkürler el emeğin, güzel yüreğin için. En çok da arkadaşlığın, iyi ki varsın.

14 Temmuz 2011

Baby shower

36. haftanın içindeyim. İnişli çıkışlı devam ediyor sona yaklaşıyor. Bazen endişelenecek birşey yok sakin ol diyorum bazen de ne nasıl olacak, öncesi sonrası kafamda dönüp duruyor. Sezaryan sonrası normal doğum yapanları okuyorum keşke Türkiye' de ya da en azından İngilizce anlaşabileceğim bir memlekette olsaydım da çabalasaydım diyorum. Burada derdimi anlatacak pek gücüm yok.  Neyse güzel şeyler de oluyor. Yeni bebek için arkadaşlarımdan, aileden uzakta yalnız hamilelik geçiriyorum Deniz'e oranla biraz şanssız diye düşünüyordum ama hiç de öyle olmadığını anlıyorum. Adına sürpriz baby shower bile düzenlendi, Avustralya usulü bebek partisiyle gelişi şimdiden kutlandı.



Partide Lynn' in hazırladıklarından. Kazanana hediye var :)

Gene Lynn' den Avustralya baby shower etkinlikleri. Dağıtılan iplerle göbeğin büyüklüğünü doğru hesaplayana hediye bile hazırlamış. Svetlana kazandı biraz hileyle ;) Ve bir sepete koyduğu bebek malzemelerinden hafıza oyunu. Kazanan Shilpi, sepetteki malzemeler Selin bebeğe hediye :)

Lynn ve kızları. Çok tatlılar. 1  ayı geçkin kısa bir iş seyahati için buradalar. Çatkapı birbirimize gidecek kadar yakın olduk. Nazar boncuklu çay tabaklarımla ince belli bardakta Türk çayına bayılıyor. Buradan ayrılırken çaydanlık, bardaklar ve altlarını ona vermeye söz verdim. Her gün beraber geçiyor neredeyse. Burada böyle candan samimi bir arkadaş edinmek hem bana hem de Deniz' e büyük şans oldu.


Lynn ve Susan' ın organizasyonuyla çok eğlenceli bir gün yaşadık. Ecnebi usulü benim de bir baby shower' ım oldu diyorum ya! Hepsi çok tatlı insanlar, en genci 22 yaşında, en büyüğü annemden de büyük! Bazen öğle yemeklerinde buluşma, arada evde ya da dışarda sosyalleşme ve diğer zamanlar da Lynn ve kızlarıyla geçirilen günler.

Biraraya gelince gürültülü minik bir çete haline gelen kızlar.

Hava sıcak ve bazen aşırı nemli, bunaltıcı. Hep bir kumsal ve buz gibi derin bir deniz hayal ediyorum. Artık başka yaza kalsa da. Artık dışarı aktivitelerini market alışverişlerini ve cengaverliği biraz azalttım, son 2-3 haftada inanılmaz büyüdü karnım ve ben tabii ki, ha bir de şişen ayaklarım.

7 Temmuz 2011

Marmaris

Marmaris' im. Çok şey bozulmaya yüz tutsa da ilk gözağrım, hatırladığımda içimi ısıtan beni gülümseten anılarla dolu çocukluğumun geçtiği minik şehrim benim. Yetmedi tabii ama kısa da olsa güzeldi. Üstünden bir ayı aşkın zaman geçti Çin'li olduk gene çoktan da, eskimeden kaydetmek lazım. Sonlarına yaklaştığım hamilelik mi beni tembel yaptı yoksa ben ezelden beri mi tembeldim ikincisi sanırım :) Geç olsun güç olmasın.

Dedesinden Deniz'e nar çiçeklerinden taç.


gene mi fotoğraf.. gülsem mi pas vermesem mi!


ben gene her zamanki şebekliğimi yapayım !! sanırım biraz Çin'lilik var artık bu kızın hamuruna eklenmiş.

Dedecimmm!!


Anneanneye bahçede yardım. Arada da müdahale ve köstek, aşırı derecede çiçekleri budamak arzusu :)


Bolca haylazlık, koşturmaca ve zıplamaca..



Güzelim İçmeler denizinin tadını çıkardığımız günlerin sonunda ayrılırken  " hani bana vereceklerdi Limon' u " diye hıçkıra hıçkıra yanında ağladığı tatlı arkadaşı miskin Limon.